<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sürgün FM</title>
	<atom:link href="http://www.surgunfm.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.surgunfm.com</link>
	<description>Yüreğinize Sürgün Dünya</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Feb 2012 13:05:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Karacaoğlan</title>
		<link>http://www.surgunfm.com/karacaoglan/</link>
		<comments>http://www.surgunfm.com/karacaoglan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 19:05:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TurkuSen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşıklar ve Ozanlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[karacaoğlan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.surgunfm.com/?p=88</guid>
		<description><![CDATA[Hayatı ve Şiirleri 17&#8242;nci yüzyılda yaşadığı sanılıyor. Göçebe Türkmen obalarında yetişti. Asıl adının İsmail, Halil ya da Hasan olduğu yolunda görüşler var. Hatta aynı mahlasla şiirler yazmış birçok Karacaoğlan&#8217;ın varlığı bile savunuluyor. Ahmet Kutsi Tecer ve Şükrü Elçin&#8217;in araştırmaları, yaşamının &#8230; <a href="http://www.surgunfm.com/karacaoglan/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.yakamozyakut.com/images/upload/karacaoglan-1.jpg" alt="Karacaoğlan" /><br />
Hayatı ve Şiirleri</p>
<p>17&#8242;nci yüzyılda yaşadığı sanılıyor. Göçebe Türkmen obalarında yetişti. Asıl adının İsmail, Halil ya da Hasan olduğu yolunda görüşler var. Hatta aynı mahlasla şiirler yazmış birçok Karacaoğlan&#8217;ın varlığı bile savunuluyor. Ahmet Kutsi Tecer ve Şükrü Elçin&#8217;in araştırmaları, yaşamının büyük bölümünü Rumeli&#8217;nde geçiren ve Kanuni Sultan Süleyman döneminde Avusturya seferine katılan bir Karacaoğlan&#8217;ın varlığını ortaya koyar.<br />
Fuad Köprülü ve Cahit Öztelli gibi araştırmacılar da, 17&#8242;nci yüzyılda yaşadığını savunuyor. Bu araştırmacılara göre Karacaoğlan, şiirlerinde Abaza Hasan paşa&#8217;nın öldürülmesi, Köprülü Fazıl Ahmed Paşa&#8217;nın Avusturya seferi gibi bu döneme ait tarihsel olaylardan sözeder. Karacaoğlan&#8217;ın şiiri aşk ve doğa üzerinde kuruludur. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi ve ölüm en çok değindiği konulardır. Şiirlerinde sıkça adları geçen Elif, Zeynep ve İsmikan adlı kadınların sevgilileri olduğu sanılıyor. Duygularını, yaşadıklarını, düşüncelerini içten, gerçekçi ve özgün bir şiir yapısı içinde anlatır. Karacaoğlan, Türk aşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş biçimi getirdi. Doğa benzetmelerini sık sık kullanır. Çok yalın ve temiz bir Türkçe kullanır. Kendisinden sonra gelen birçok ozanı derinden etkiledi. Bu olumlu etkiler günümüz Türk şiirine kadar uzanır. Şiirlerini ilk kez Nüzhet Ergun derleyip yayınladı. Cahit Öztelli&#8217;nin Karacaoğlan-Bütün Şiirleri adlı derlemesi de önemli Karacaoğlan araştırmalarından. Birçok şiiri bestelendi.<br />
<strong></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span id="more-88"></span>ALA GÖZLÜM BEN BU İLDEN GİDERSEM</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ala gözlüm ben bu ilden gidersem</p>
<p>Zülfü perişanım kal melil melil</p>
<p>Kerem et aklından çıkarma beni</p>
<p>Ağla gözyaşını sil melil melil</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yeğin ey sevdiğim sen seni düzet</p>
<p>Karayi bağla da beyazı çöz at</p>
<p>Doldur ver badeyi bir daha uzat</p>
<p>Ayrılık şerbetin ver melil melil</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Elvan çiçeklerden sokma başına</p>
<p>Kudret kalemini çekme kaşına</p>
<p>Beni unutursan doyma yaşına</p>
<p>Gez benim aşkımla yar melil melil</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karac&#8217;oğlan der ki olup ölünce</p>
<p>Bende güzel sevdim kendi halimce</p>
<p>Varıp gurbet ele vasıl olunca</p>
<p>Dostlardan haberim al melil melil</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>VİRAN OLDUM MOR SÜMBÜLLÜ BAĞ İKEN</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>şu yalan dünyaya geldim geleli</p>
<p>Tas tas içtim ağulari sağ iken</p>
<p>Kahpe felek vermez benim muradım</p>
<p>Viran oldum mor sümbüllü bağ iken</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aradılar bir tenhada buldular</p>
<p>Yaslandılar şıvgalarım kırdılar</p>
<p>Yaz bahar ayında bir od verdiler</p>
<p>Yandım gittim alkarlı dağ iken</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Farımaz da deli gönlüm farımaz</p>
<p>Akar gözlerimin yaşı kurumaz</p>
<p>Şimden geri benim hükmüm yürümez</p>
<p>Azil oldum güzellere beğ iken</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karac&#8217;oğlan der ki bakın geline</p>
<p>Ömrümün yarısı gitti talana</p>
<p>Sual eylen bizden evvel gelene</p>
<p>Kim var imiş biz burada yoğ iken</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>NAZLI YÂRDAN GELDİ BANA BİR NAME</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nazlı yârdan geldi bana bir name</p>
<p>Eğer doğru ise kırdı belimi</p>
<p>Dediler ki yarini yad iller almış</p>
<p>Kadir Mevlam nasib eyle ölümü</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bülbüle söyleyin gülüne konsun</p>
<p>Beni yârdan eden Allah&#8217;tan bulsun</p>
<p>Sabreyle sevdiğim ilkbahar olsun</p>
<p>Terkedeyim vatanımı ilimi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ak yâri gördükçe ağladım coştum</p>
<p>Al elinden dolu badeler içtim</p>
<p>Kötüler sandı ki ben yârdan geçtim</p>
<p>Ölmeyince çeker miyim elimi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karac&#8217;oğlan derki konmadan göçmem</p>
<p>Her olur olmaza sırrımı açmam</p>
<p>Kötüler köprü olsa üstünden geçmem</p>
<p>Taşık suya uğradırım yolumu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>DELİ GÖNÜL</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Deli gonul gezer gezer gelirsin</p>
<p>Arı gibi her çicekten alırsın</p>
<p>Nerde güzel görsen orda kalırsın</p>
<p>Ben senin derdini çekemem gönül</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Santur mu istersin saz mı istersin</p>
<p>Ördek mi istersin kaz mı istersin</p>
<p>Tomurcuk memeli kız mı istersin</p>
<p>Ben senin derdini çekemem gönül</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çıkıp yücelere bakmak istersin</p>
<p>Coşkun sular gibi akmak istersin</p>
<p>Her güzelle yatıp kalkmak istersin</p>
<p>Ben senin derdini çekemem gönül</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karac&#8217;oğlan der ki okuyam yazam</p>
<p>Keleş değilim ki kervanlar bozam</p>
<p>Giyinem kuşanam bir hosça gezem</p>
<p>Ben senin derdini çekemem gönül</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>GEL</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bağlandı yollarım, kaldım çaresiz</p>
<p>Gayri dünya bana aralandı gel</p>
<p>Derildi defterim artsız arasız</p>
<p>Üst üste dizildi sıralandı gel</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yâri görse idim haftada ayda</p>
<p>Sevip ayrılmaktan ne buldum fayda</p>
<p>Azrail göğsümde canım hay hayda</p>
<p>Ciğerimin başı yaralandı gel</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karac&#8217;oğlan der ki başa yazıldı</p>
<p>Gözüm yaşı ceyhun oldu süzüldü</p>
<p>Kefenim biçildi, kabrim kazıldı</p>
<p>Mezarımın üstü karalandı gel</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>CAN VERMEYE DERMANIM MI VAR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Üryan geldim gene üryan giderim</p>
<p>Ölmemeye elde fermanım mı var</p>
<p>Azrail gelmiş de can talep eder</p>
<p>Benim can vermeye dermanım mı var</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dirilirler dirilirler gelirler</p>
<p>Huzur-u mahşerde divan dururlar</p>
<p>Harami var diye korku verirler</p>
<p>Benim ipek yuklu kervanım mı var</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Er isen erliğin meydana getir</p>
<p>Kadir Mevlam noksanımı sen yetir</p>
<p>Bana derler gam yükünü sen götür</p>
<p>Benim yük götürür dermanım mı var</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karac&#8217;oğlan der ki, ismim öğerler</p>
<p>Ağı oldu yediğimiz şekerler</p>
<p>Güzel sever diye isnad ederler</p>
<p>Benim Hakk&#8217;tan özge sevdiğim mi var</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>BİR AYRILIK BİR YOKSULLUK BİR ÖLÜM</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Vara vara vardım ol kara taşa</p>
<p>Hasret kodun beni kavim kardaşa</p>
<p>Sebep gözden akan bu kanlı yaşa</p>
<p>Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nice sultanları tahttan indirdi</p>
<p>Nicesinin gül benzini soldurdu</p>
<p>Nicelerin gelmez yola gönderdi</p>
<p>Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karac&#8217;oğlan der ki kondum göçülmez</p>
<p>Acıdır ecel şerbeti içilmez</p>
<p>Üç derdim var birbirinden seçilmez</p>
<p>Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>YÜRÜ BİRE YALAN DÜNYA</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yürü bire yalan dünya</p>
<p>Sana konan göçer bir gün</p>
<p>İnsan bir ekine misal</p>
<p>Seni eken biçer bir gün</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ağalar içmesi hoştur</p>
<p>O da züğürtlere güçtür</p>
<p>Can kafeste duran kuştur</p>
<p>Elbet uçar gider bir gün</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aşıklar der ki n&#8217;olacak</p>
<p>Bu dünya mamur olacak</p>
<p>Haleb&#8217;i Osmanlı alacak</p>
<p>Dağı taşa katar bir gün</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yerimi serin bucağa</p>
<p>Suyumu koyun ocağa</p>
<p>Kafamı alin kucağa</p>
<p>Garip anam ağlar bir gün</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yer yüzünde yeşil yaprak</p>
<p>Yer altında kefen yırtmak</p>
<p>Yastığımız kara toprak</p>
<p>O da bizi atar bir gün</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bindirirler cansız ata</p>
<p>İndirirler tuta tuta</p>
<p>Var dünyadan yol ahrete</p>
<p>Yelgin gider salın bir gün</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karac&#8217;oğlan der nasıma</p>
<p>Çok işler gelir başıma</p>
<p>Mezarımın baş taşına</p>
<p>Baykuş konar öter bir gün</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>AŞAM DEDİM KARLI DAĞIN BAŞINDAN</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aşam dedim, karlı dağlar başından</p>
<p>Yüce dağlar koç yiğide dağ m&#8217;olur</p>
<p>Ağrır bedenim, sızlar yaralarım</p>
<p>Bu yarayı çeken yiğit sağ m&#8217;olur</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sıra sıra dikemedim söğüdü</p>
<p>Ben başıma veremedim öğüdü</p>
<p>Elleri göğsünde görün yiğidi</p>
<p>Yiğit mağrur gezmek ile bey m&#8217;olur</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ögüt versen, bana öğüt kâr etmez</p>
<p>O yârin hayali karşımdan gitmez</p>
<p>Kementle bağlasam, kolun bağ tutmaz</p>
<p>Yârin zülüfünden özge bağ m&#8217;olur</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karac&#8217;oğlan der ki, fani dünyadan</p>
<p>Korkmaz mısın haram ile zinadan</p>
<p>Ayırır seni anan babandan</p>
<p>Gurbet ile düşen yiğit sağ m&#8217;olur</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ALA GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ala gözlerini sevdiğim dilber</p>
<p>Göster cemalini görmeye geldim</p>
<p>Şeftalini derde derman dediler</p>
<p>Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gündüz hayallerim gece düşlerim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uyandıkça ağlamaya başlarım</p>
<p>Sevdiğim üstünde uçan kuşların</p>
<p>Tutup kanatların kırmaya geldim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Senin aşkların gülmez dediler</p>
<p>Ağlayıp yaşını silmez dediler</p>
<p>Seni bir kez saran ölmez dediler</p>
<p>Gerçek mi efendim sormaya geldim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Senin işin yiyip içmek dediler</p>
<p>Yaren ile konup göçmek dediler</p>
<p>Göğsün cennet koynun uçmak dediler</p>
<p>Hak nasip ederse görmeye geldim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mail oldum senin ince beline</p>
<p>Canım kurban olsun tatlı diline</p>
<p>Aşık olup senin hüsnün bağına</p>
<p>Kırmızı güllerin dermeye geldim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karac&#8217;oğlan der ki işin doğrusu</p>
<p>Gokte melek yerde huma yavrusu</p>
<p>Söyleyim ben sana sözün doğrusu</p>
<p>Soyunup koynuna girmeye geldim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>YEŞİL BAŞLI GÖVEL ÖRDEK</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yeşil başlı gövel ördek</p>
<p>Uçar gider göle karşı</p>
<p>Eğricesin tel tel etmiş</p>
<p>Döker gider yâre karşı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Telli turnam sökün gelir</p>
<p>İnci mercan yükün gelir</p>
<p>Elvan elvan kokun gelir</p>
<p>Yâr oturmuş yele karşı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şahinim var bazlarım var</p>
<p>Tel alışkın sazlarım var</p>
<p>Yâre gizli sözlerim var</p>
<p>Diyemiyom ele karşı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hani Karac&#8217;oğlan hani</p>
<p>Veren alır tatlı canı</p>
<p>Yakışmazsa öldür beni</p>
<p>Yeşil bağla ala karşı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>VAR GİT ÖLÜM</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ölüm ardıma düşüp de yorulma</p>
<p>Var git ölüm bir zaman da gene gel</p>
<p>Akıbet alırsın komazsın beni</p>
<p>Var git ölüm bir zaman da gene gel</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şöyle bir vakitler yiyip içerken</p>
<p>Yiyip içip yaylalarda gezerken</p>
<p>Gene mi geldin ben senden kaçarken</p>
<p>Var git ölüm bir zaman gene gel</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çıkıp boz kurtlayın ulaşamadım</p>
<p>Yalan dünya sana çıkışamadım</p>
<p>Eşimle dostumla buluşamadım</p>
<p>Var git ölüm bir zaman da gene gel</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karac&#8217;oğlan der ki derdim pek beter</p>
<p>Bahçede bülbüller şakıyıp öter</p>
<p>Anayı atayı dün aldın yeter</p>
<p>Var git ölüm bir zaman gene gel</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KADİR MEVLAM SENDEN BİR DİLEĞİM VAR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kadir Mevlam senden bir dileğim var</p>
<p>Muhannes kuluna muhtaç eyleme</p>
<p>Cennet-i alâyı nasib et bana</p>
<p>Sırat köprüsünden yolum bağlama</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kapımıza kara deve çökünce</p>
<p>Fırtınasi şol alemi yıkınca</p>
<p>Cehenneme kul seçilip çıkınca</p>
<p>Kadir Mevlam o kullardan eyleme</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kadir Mevlam ateş atma özüme</p>
<p>Dünya malı görünmüyor gözüme</p>
<p>Kadir Mevlam sen bak benim yüzüme</p>
<p>Cehennemin ateşiyle dağlama</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karac&#8217;oğlan hata çıkmaz dilimden</p>
<p>Kocadım da hayır gelmez elimden</p>
<p>Kadir Mevlam asla geçmez kulundan</p>
<p>Deli gönül ah çekip de ağlama</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ELİF</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İncecikten bir kar yağar</p>
<p>Tozar Elif Elif diye</p>
<p>Deli gönül abdal olmuş</p>
<p>Gezer Elif Elif diye</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Elif&#8217;in uğru nakışlı</p>
<p>Yavru balaban bakışlı</p>
<p>Yayla çiçeği kokuşlu</p>
<p>Kokar Elif Elif diye</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Elif kaşlarını çatar</p>
<p>Gamzesi bağrıma batar</p>
<p>Ak elleri kalem tutar</p>
<p>Yazar Elif Elif diye</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evlerinin önü çardak</p>
<p>Elif&#8217;in elinde bardak</p>
<p>Sanki yeşil başlı ördek</p>
<p>Yüzer Elif Elif diye</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karac&#8217;oğlan eğmelerin</p>
<p>Gönül sevmez değmelerin</p>
<p>İliklenmiş düğmelerin</p>
<p>Çözer Elif Elif diye</p>
<p>&nbsp;</p>
<!-- An Arevico Plugin --><img src="http://www.surgunfm.com/?ak_action=api_record_view&id=88&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.surgunfm.com/karacaoglan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pir Sultan Abdal</title>
		<link>http://www.surgunfm.com/pir-sultan-abdal/</link>
		<comments>http://www.surgunfm.com/pir-sultan-abdal/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 18:50:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TurkuSen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşıklar ve Ozanlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[abdal]]></category>
		<category><![CDATA[aşık]]></category>
		<category><![CDATA[ozan]]></category>
		<category><![CDATA[pir sultan abdal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.surgunfm.com/?p=85</guid>
		<description><![CDATA[Hayatı ve Şiirleri 16&#8242;ncı yüzyılda yaşadı. Hakkında fazla bilgi yok. Asıl adı Haydar. yaşamının büyük bölümü Banaz köyünde geçti. 16&#8242;ncı yüzyılın ikinci yarısında Sivas çevresinde boy gösteren Alevi-Bektaşi kökenli ve İran yanlısı mezhep olaylarına karıştı. Sivas Beylerbeyi Deli Hızır Paşa, &#8230; <a href="http://www.surgunfm.com/pir-sultan-abdal/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatı ve Şiirleri</p>
<p>16&#8242;ncı yüzyılda yaşadı. Hakkında fazla bilgi yok. Asıl adı Haydar. yaşamının büyük bölümü Banaz köyünde geçti. 16&#8242;ncı yüzyılın ikinci yarısında Sivas çevresinde boy gösteren Alevi-Bektaşi kökenli ve İran yanlısı mezhep olaylarına karıştı. Sivas Beylerbeyi Deli Hızır Paşa, Pir Sultan&#8217;ı astırdı. Ölümümün, 1547-1551 ya da 1587-1590 arasındaki bir tarih olduğu sanılıyor. Çeşitli araştırmalarda 6 ayrı Pir Sultan kimliğine değinilir. Sırasıyla, Çorum yöresinden olup bir süre Ankara&#8217;da Hasan Dede tekkesinde kalan Pir Sultan&#8217;ım Haydar, aruzla şiirler yazan Pir Sultan, Divriği yöresinde yetişen ve asıl adı Halil İbrahim olan Pir Sultan Abdal, 18&#8242;inci yüzyılın ikinci yarısı ile 19&#8242;uncu yüzyılın başında yaşamış olan Abdal Pir Sultan, 16&#8242;ncı yüzyıl sonu ile 17&#8242;nci yüzyıl başında yaşayan ve Pir Sultan&#8217;ın asılmasıyla ilgili deyişleri söyleyen Pir Sultan Abdal. ve son olarak menkıbeleşmiş yaşamıyla tanınan, Hızır Paşa&#8217;nın astığı kabul edilen 16&#8242;ncı yüzyıl şairi Banazlı Pir Sultan Abdal. Halk edebiyatı araştırmacıları, gerçek Pir Sultan Abdal olarak Banazlıyı kabul eder. Pir Sultan Abdal, Alevi gelenekleri ve tarikat içinde yetişti. Hayati (Şah İsmail), Kul Hüseyin ve Kul Himmet&#8217;ten etkilendi. Şiirlerinde duru ve yalın bir kullandı. Ana konuları, aşk, tasavvuf ve kavgadır. Tekke ve tasavvufun kalıplarını aşıp geniş bir halk kesimine seslenebildi. Medrese öğrenimi görmediği için, diğer bazı halk şairlerinin tersine, Divan Edebiyatı&#8217;ndan hiç etkilemedi. Saaddin Nüzhet Ergun, Abdülbaki Gölpınarlı, Pertev Naili Boratav, Cevdet Kudret, Cahit Öztelli, Sabahattin Eyuboğlu, Mehmet Fuad, Ohan Ural, Mehmet Bayrak ve Erol Toy&#8217;un Pir Sultan Abdal araştırma ve kitapları var.</p>
<p><strong>Ötme Bülbül</strong><strong> </strong></p>
<p>Ötme bülbül ötme şen değil bağım<br />
Dost senin derdinden ben yana yana<br />
Tükendi fitilim eridi yağım<br />
Dost senin derdinden ben yana yana</p>
<p>Deryadan bölünmüş sellere döndüm<br />
Ateşi kararmış küllere döndüm<br />
Vakitsiz açılmış güllere döndüm<br />
Dost senin derdinden ben yana yana</p>
<p>Haberin duyarsın peyikler ile<br />
Yaramı sarsınlar şehidler ile<br />
Kırk yıl dağda gezdim geyikler ile<br />
Dost senin derdinden ben yana yana</p>
<p>Abdal Pir Sultan&#8217;ım, doldum eksildim<br />
Yemeden içmeden sudan kesildim<br />
Zülfün kemendine kondum asıldım<br />
Dost senin derdinden ben yana yana<br />
<strong>Ötme bülbül ötme</strong></p>
<p>Ötme bülbül ötme şen değil bağım<br />
Dost senin derdinden ben yana yana<br />
Tükendi fitilim eridi yağım<br />
Dost senin derdinden ben yana yana</p>
<p>Deryadan bölünmüş sellere döndüm<br />
Ateşi kararmış küllere döndüm<br />
Vakitsiz açılmış güllere döndüm<br />
Dost senin derdinden ben yana yana</p>
<p>Haberin duyarsın peyikler ile<br />
Yaramı sarsınlar şehidler ile<br />
Kırk yıl dağda gezdim geyikler ile<br />
Dost senin derdinden ben yana yana</p>
<p>Abdal Pir Sultan&#8217;ım, doldum eksildim<br />
Yemeden içmeden sudan kesildim<br />
Zülfün kemendine kondum asıldım<br />
Dost senin derdinden ben yana yana<br />
<strong>Bende bu yayladan şaha giderim</strong></p>
<p>Karşıdan görünen ne güzel yayla<br />
Bir dem süremedin giderim böyle<br />
Ala gözlü pirim sen himmet eyle<br />
Ben de bu yayladan şaha giderim</p>
<p>Eğer göverüben bostan olursam<br />
Şu halkın diline destan olursam<br />
Kara toprak senden üstün olursam<br />
Ben de bu yayladan şaha giderim</p>
<p>Bir bölük turnaya sökün dediler<br />
Yürekteki derdi dökün dediler<br />
Yayladan ötesi yakın dediler<br />
Ben de bu yayladan şaha giderim</p>
<p>Dost elinden dolu içmiş deliyim<br />
Üstü kan köpüklü meşe seliyim<br />
Ben bir yol oğluyum yol sefiliyim<br />
Ben de bu yayladan şaha giderim</p>
<p>Alınmış abdestim aldırırlarsa<br />
Kılınmış namazın kıldırırlarsa<br />
Sizde şah diyeni öldürürlerse<br />
Ben de bu yayladan şaha giderim</p>
<p>Pir Sultan Abdal´ım dünya durulmaz<br />
Gitti giden ömür geri dönülmez<br />
Gözlerim de şah yolundan ayrılmaz<br />
Ben de bu yayladan şaha gider<br />
<strong>Dostun bir gülü yaralar beni</strong></p>
<p>Şu Kanlı Zalımın Ettiyi İşler<br />
Garip Bülbül Gibi Beni Zareyler<br />
Yağmur Gibi Yağar Taşlar Başıma<br />
İllede Dostun Bir Fiskesi Yaralar Beni Beni Beni<br />
Can Beni Beni Beni Dost Beni Beni Beni</p>
<p>Dar Günümde Dustum Düşmanı Beli Oldu<br />
Bir Derdim Var İdi Şimdi El Oldu<br />
Ecel Fermanı Boymuna Takıldı<br />
Gerek Vura Gerek Asa lar Beni Beni Beni<br />
Can Beni Beni Beni Dost Beni Beni Beni</p>
<p>Pir Sultan Abdalım Can Göye Almaz<br />
Haktan Emir Olmasa ı Rahmet Yağmaz<br />
Şu Ellerin Taşı Bana Hiç Degmez<br />
İllede Dostun Bir Tek Gülü Yaralar Beni Beni<br />
Can Beni Beni Beni Dost Beni Beni Beni.<br />
<strong>Başlıksız</strong></p>
<p>Varıp yoldaş olma sen uğursuza<br />
Komşu olma namussuza arsıza<br />
Sabah selâmını verme pîrsize<br />
Adamın başına belâ getirir</p>
<p>Muhib yolldaş olma kalleş yâr ile<br />
O yâr da durmadı bir ikrar ile<br />
Sakın sohbet etme münkir kör ile<br />
Altının adını pula getirir</p>
<p>PİR SULTAN ABDAL&#8217;ım derdim ziyade<br />
İçilirmi yârsız yad ile bade<br />
Yâr odur ahrette şefaat ede<br />
Sadık yâr insanı yola getirir.<br />
<strong>Bir Güzelin Aşığıyım</strong><strong> </strong></p>
<p>Bir güzelin aşığıyım erenler<br />
Onun için taşa tutar el beni<br />
Gündüz hayalimde gece düşümde<br />
Kumdan kuma savuruyor yel beni</p>
<p>Al gül olsam al gerdana takılsam<br />
Kemer olsam ince bele sarılsam<br />
Köle olsam pazarlarda satılsam<br />
Yarim deyi al sinene sar beni</p>
<p>Abdal Pir Sultan&#8217;ım gamzeler oktur<br />
Hezaran sinemde yaralar çoktur<br />
Benim senden özge sevdiğim yoktur<br />
İnanmazsan git Allah&#8217;a sor beni<br />
<strong>Bin Cefalar Etsen Almam Üstüme</strong><strong> </strong></p>
<p>Bin cefâlar etsen almam üstüme<br />
Gayet şirin geldi dillerin dostum<br />
Varıp yad ellere meyil verirsen<br />
Kış ola bağlana yolların dostum</p>
<p>İlâhi onmaya yardan ayıran<br />
Bahçede bülbüller ötüyor uyan<br />
Kula gölge olsa Allah’a ayan<br />
Senden ayrılalı gülmedim dostum</p>
<p>Pir Sultan Abdal’ım gülüm dermişler<br />
Bu şirin canıma nasıl kıymışlar<br />
İster isem dünya malın vermişler<br />
Sensiz dünya malın neylerim dostum<br />
<strong>Nefes</strong><strong> </strong></p>
<p>Güzel aşık cevrimizi<br />
Çekemezsin demedimmi<br />
Bu bir rıza lokmasıdır<br />
Yiyemezsin demedimmi</p>
<p>Yemeyenler kalır naçar<br />
Gözlerinden kanlar saçar<br />
Bu bir demdir gelir geçer<br />
Duyamazsın demedimmi</p>
<p>Pir sultan ALİ şahımız<br />
Hakka ulaşır ahımız<br />
Oniki imam katarımız<br />
Uyamazsın demedimmi<br />
<strong>Dağlar</strong><strong> </strong></p>
<p>Ey benim divane gönlüm<br />
Dağlara düştüm yalınız<br />
Bu cefayı kendi özüm<br />
Pek mail gördüm yalınız</p>
<p>Dağlar var dağlardan yüce<br />
Dağmı dayanır bu güce<br />
Derdimi üç gün üç gece<br />
Söylerim bitmez yalınız</p>
<p>Şah&#8217;ın ayağına varsam<br />
Hayırlı gülbengin alsam<br />
Kızılırmağa gark olsam<br />
Çağlasam aksam yalınız</p>
<p>Pir Sultanım ey erenler<br />
Erine niyaz edenler<br />
Üçler, kırklar, yediler<br />
Mürvete geldim yalınız<br />
<strong>Derdim Çoktur</strong><strong> </strong></p>
<p>Derdim çoktur hangisine yanayım<br />
Yine tazalendi yürek yarası<br />
Ben bu derde kande derman bulayım<br />
Meğer Şah elinden ola çaresi</p>
<p>Efendim efendim benim efendim<br />
Benim bu derdime derman efendim</p>
<p>Türlü donlar giyer gülden naziktir<br />
Bülbül cevreyleme güle yazıktır<br />
Çok hasretlik çektim bağrım eziktir<br />
Güle güle gelir canlar paresi</p>
<p>Benim uzun boylu servi çınarım<br />
Yüreğime bir od düştü yanarım<br />
Kıblem sensin yüzüm sana dönerim<br />
Mihrabımdır kaşlarının arası</p>
<p>Didar ile muhabbete doyulmaz<br />
Muhabbetten kaçan insan sayılmaz<br />
Münkir üflemekle çırağ söyünmez<br />
Tutuşunca yanar aşkın çırası</p>
<p>Pir Sultan&#8217;ım katı yüksek uçarsın<br />
Selamsız sabahsız gelir geeçersin<br />
Dilber muhabbetten niçin kaçarsın<br />
Böyle midir ilimizin töresi<br />
<strong>Nasıl Yar Diyeyim</strong><strong> </strong></p>
<p>Nasıl yar diyeyim ben böyle yare<br />
Mecnun edip çöle saldıktan sonra<br />
Alemin bağında bülbüller öter<br />
Giden benim gülüm solduktan sonra</p>
<p>Coşkun sular gibi çağlamayan yar<br />
Gönlünü gönlüme bağlamayan yar<br />
Benim şu halime ağlamayan yar<br />
Daha ağlamasın öldükten sonra</p>
<p>PİR SULTAN ABDAL&#8217;ım sürem bu yolu<br />
İnsanın kamili olmuşam kulu<br />
İster yağmur yağsın isterse dolu<br />
Gidem ben ummana daldıktan sonra<br />
<strong>Dönen Dönsün</strong><strong> </strong></p>
<p>Koyun beni hak aşkına yanayım<br />
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan<br />
Yolumdan dönüp de mahrum mu kalayım<br />
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan</p>
<p>Kadılar müftüler fetva yazarsa<br />
İşte kement işte boynum asarsa<br />
İşte hançer işte başım keserse<br />
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan</p>
<p>Bir gün mahşer olur divan kurulur<br />
Suçlu suçsuz varsa orda bulunur<br />
Piri olmayanlar anda bilinir<br />
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan</p>
<p>PİR SULTAN&#8217;ım arşa çıkar ünümüz<br />
O da bizim ulumuzdur pirimiz<br />
Hakka teslim olsun garip canımız<br />
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan<br />
<strong>Gafil Gezme Şaşkın</strong><strong> </strong></p>
<p>Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün<br />
Yalan dünya senin olsa ne fayda<br />
Akibet alırlar tatlı canın<br />
Bülbül gibi dilin olsa ne fayda</p>
<p>Söylersin de söz içinde şaşmazsın<br />
Helâli haramı yersin seçmezsin<br />
Nasibin kesilir de sular içmezsin<br />
Akar çaylar senin olsa ne fayda</p>
<p>Söylersin de el içinde sözün var<br />
Yeler çalışırsın oğlun kızın var<br />
Bu dünyada üç beş arşın bezin var<br />
Bedestenler senin olsa ne fayda</p>
<p>Bir gün alır götürürler evinden<br />
Hakk&#8217;ın kelâmını koyma dilinden<br />
Kurtulaman Ezrail&#8217;in elinden<br />
Dünya dolu malın olsa ne fayda</p>
<p>Pir Sultan Abdal&#8217;ım çıktık oturduk<br />
Kaza lokmasını burda yetirdik<br />
Dünya bizim diye çektik getirdik<br />
Yalan dünya bizim olsa ne fayda<br />
<strong>Geçti Dost Kervanı</strong><strong> </strong></p>
<p>Şu karşı yaylada göç katar katar<br />
Bir güzel sevdası gözümde tüter<br />
Bu ayrılık bize ölümden beter<br />
Geçti dost kervanı eyleme beni</p>
<p>Şu benim sevdiğim başta oturur<br />
Bir güzelin derdi beni bitirir<br />
Bu ayrılık bize ölüm getirir<br />
Geçti dost kervanı eyleme beni</p>
<p>Pir Sultan Abdal&#8217;ım kalkın aşalım<br />
Aşıp yüce dağı engin düşelim<br />
Çok nimetin yedik helallaşalım<br />
Geçti dost kervanı eyleme beni<br />
<strong>Kul Olayım Kalem Tutan Eline</strong><strong> </strong></p>
<p>Kul olayım kalem tutan eline<br />
Kâtip ahvalimi şah&#8217;a böyle yaz<br />
Şekerler ezeyim şirin diline<br />
Kâtip ahvalimi şah&#8217;a böyle yaz</p>
<p>Allahı seversen kâtip böyle yaz<br />
Dün ü gün ol şah&#8217;a eylerim niyaz<br />
Umarım yıkılır şu kanlı Sivas<br />
Kâtip ahvalimi şah&#8217;a böyle yaz</p>
<p>Sivas illerinde sazım çalınır<br />
Çamlı beller bölük bölük bölünür<br />
Ben dosttan ayrıldım bağrım delinir<br />
Kâtip ahvalimi şah&#8217;a böyle yaz</p>
<p>Münafıkın her dediği oluyor<br />
Gül benzimiz sararuban soluyor<br />
Gidi Mervan sâd oluban gülüyor<br />
Kâtip ahvalimi şah&#8217;a böyle yaz</p>
<p>Pir Sultan Abdal&#8217;ım ey Hızır Paşa<br />
Gör ki neler gelir sağ olan başa<br />
Hasret koydu bizi kavim kardaşa<br />
Kâtip ahvalimi şah&#8217;a böyle yaz</p>
<!-- An Arevico Plugin --><img src="http://www.surgunfm.com/?ak_action=api_record_view&id=85&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.surgunfm.com/pir-sultan-abdal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiç Kimse Olmak İstiyorum</title>
		<link>http://www.surgunfm.com/hic-kimse-olmak-istiyorum/</link>
		<comments>http://www.surgunfm.com/hic-kimse-olmak-istiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 18:44:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TurkuSen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[hiç kimse]]></category>
		<category><![CDATA[lavinya]]></category>
		<category><![CDATA[muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[olmak istiyorum]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.surgunfm.com/?p=80</guid>
		<description><![CDATA[Kısacık bir öykü bu… Ama hayatımıza yön veren bir öykü… Devrin valisi emrindeki yöneticiler ile atının üstünde şatafat içinde girer şehre… Yol kenarlarında insanlar iki büklüm, elpençe divan selamlarlar valiyi… Bütün bu şatafatlı itaat gösterileri arasında valinin gözleri, sokağın bir &#8230; <a href="http://www.surgunfm.com/hic-kimse-olmak-istiyorum/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kısacık bir öykü bu… Ama hayatımıza yön veren bir öykü…</p>
<p>Devrin valisi emrindeki yöneticiler ile atının üstünde şatafat içinde girer şehre…<br />
Yol kenarlarında insanlar iki büklüm, elpençe divan selamlarlar valiyi…<br />
Bütün bu şatafatlı itaat gösterileri arasında valinin gözleri, sokağın bir köşesinde yere çökmüş olan ve etrafındaki hiçbir şeyle ilgilenmeyen bir adama takılır… <span id="more-80"></span><br />
Perişan kılıklı, saçı sakalı birbirine karışmış bu adamın olduğu yere sürer atını vali…Atının üstünden inmeden, kibirli ve sert bir ses tonu ile bağırır adama:</p>
<p>-“Behey adam, herkes benim şehre gelişimi elpençe karşılarken sen kimsin ki yerinden bile kıpırdamıyorsun? ”<br />
Perişan kılıklı adam istifini hiç bozmadan, sakallarının ve uzun saçlarının arasından belli belirsiz gözüken gözlerini valiye çevirerek,</p>
<p>-“Ben hiçim” der…</p>
<p>Vali daha da hiddetlenir…</p>
<p>-“Ne demek hiç, senin bir adın, sanın, ünvanın yok mu bre adam! ” der…</p>
<p>-“Senin var mı? ” der bu kez adam…</p>
<p>Vali iyice şaşırır ama cevaplar…</p>
<p>-“Gafil adam, nasıl tanımazsın, ben valiyim! ” der.</p>
<p>Adam aynı ses tonu ile sorar yine:</p>
<p>-“Peki daha sonra ne olacaksın? ”</p>
<p>-“Sadrazam olacağım” der vali.</p>
<p>-“Peki ya daha sonra? ”</p>
<p>-“Padişah olacağım”</p>
<p>-“Peki ya daha sonra? ”</p>
<p>Kısa bir an duraksar vali ve:</p>
<p>-“Hiiççç “ der.</p>
<p>Sadece gülümser perişan kılıklı adam…</p>
<p>Bu kısa öyküyü ilk duyduğumda, benim ruhumun ”hiç kimse olmak isteyen adamı” nın öyküsünü bulduğumu anlamıştım…</p>
<p>Hepimiz hep başka birileriyiz…</p>
<p>Sevdiğimiz, beğendiğimiz, örnek aldığımız, kıskandığımız, yerinde olmak istediğimiz birilerinin seslerini, sözlerini, bakışlarını ve tavırlarını alıyor, sanki bize aitmiş gibi kullanıyoruz…</p>
<p>Sabahları kalkıp, elbise dolabımızın önünde durduğumuzda, giyeceğimiz elbiseye ve yanına gideceğimiz insanlara en çok uyacak maskeyi de seçiyoruz elbiselerimizin yanında duran maskelerimiz arasından…</p>
<p>Hep daha fazlasını isterken, aslında giderek hep daha azalıyoruz…</p>
<p>Bütün ömrünü kariyer, güç ve para peşinde gece gündüz çalışarak geçiren insanların, günün birinde bütün kazandıklarını, elindekileri kazanırken yitirdikleri sağlıklarına harcadıklarını görüyoruz…</p>
<p>Bir ömrün sonunda evleri, arabaları ve para kasaları olan insanların, bütün bunları kazanırken kim bilir kaç gerçek aşkı yitirdiğini ve günün birinde yaşlanıp, başlarını yaslayacakları bir sevgili omuzu aradıklarındaysa, soğuk ev duvarlarının, lüks araba koltuklarının ve çelik para kasalarının bir sevgilinin yerini tutmadığını, acı içinde fark ettiklerine şahit oluyoruz…</p>
<p>Siz isterseniz “herkes” olmaya devam edin…</p>
<p>Ben “hiç kimse” olmak istiyorum</p>
<!-- An Arevico Plugin --><img src="http://www.surgunfm.com/?ak_action=api_record_view&id=80&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.surgunfm.com/hic-kimse-olmak-istiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yunus EMRE</title>
		<link>http://www.surgunfm.com/yunus-emre/</link>
		<comments>http://www.surgunfm.com/yunus-emre/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 12:25:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TurkuSen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşıklar ve Ozanlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[aşık]]></category>
		<category><![CDATA[emre]]></category>
		<category><![CDATA[ozan]]></category>
		<category><![CDATA[yunus]]></category>
		<category><![CDATA[yunus emre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.surgunfm.com/?p=76</guid>
		<description><![CDATA[Hayatı ve Şiirleri Yaşamına ilişkin bilgiler sınırlı. Doğum yeri bilinmiyor. 13&#8242;üncü yüzyılın ortalarına doğru Moğal istilası ve Selçuklu Devleti&#8217;nin yıkıldığı dönemde yaşadığı sanılıyor. Bu dönemin sarsıntı ve acıları Yunus&#8217;un eserlerinde derin izler bıraktı. Babasının adı İsmail. Medrese eğitimi gördü. Arapça &#8230; <a href="http://www.surgunfm.com/yunus-emre/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatı ve Şiirleri</p>
<p>Yaşamına ilişkin bilgiler sınırlı. Doğum yeri bilinmiyor. 13&#8242;üncü yüzyılın ortalarına doğru Moğal istilası ve Selçuklu Devleti&#8217;nin yıkıldığı dönemde yaşadığı sanılıyor. Bu dönemin sarsıntı ve acıları Yunus&#8217;un eserlerinde derin izler bıraktı. Babasının adı İsmail. Medrese eğitimi gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. İran ve Yunan mitolojisiyle, tasavvuf tarihini inceledi. <span id="more-76"></span>Hacı Bektaş ya da Sinan Ata&#8217;nın halifesi Taptuk Emre&#8217;nin dergahında hizmet etti. Taptuk Emre&#8217;nin düşüncelerini yaymak için Anadolu&#8217;yu dolaştı. Eskişehir Sarıköy, Manisa Buna ve Emreköy, Erzurum Dutçu Köyü, Isparta Keçiborlu ve Karaman&#8217;da adına yapılmış mezarlar var. Ama nerede öldüğü ve gömüldüğü kesin belli değil. Tasavvuf yorumunu benimseyen Yunus Emre&#8217;nin keskin bir gözlem gücü, derin bir hoşgörü anlayışı var. Şiirlerini hece ölçüyle yazdı. Ama aruz denemelerine de yer verdi. Hece ölçüseyle yazdığı dörtlüklerin yanısıra yine hece ile beyitler ve gazeller de yazdı. Dili arı Türkçe değil. Yer yer Arapça ve Farsça tamlamalar kullandı. Sağlığında düzenlediği divanı bulunamadı. Günümüzdeki divanları derlemedir. 1904&#8242;te birinci, 1924&#8242;te ikinci basımları yapılan Divan-ı Aşık Yunus Emre&#8217;nin yanısıra Burhan Toprak ve Abdülbaki Gölpınarlı&#8217;nın derleyip yayınladığı Yunus Emre divanları var.</p>
<p><strong>AH NİDEYİM ÖMRÜM SENİ</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yok yere geçirdim günü</p>
<p>Ah nideyim ömrüm seni</p>
<p>Seninle olmadım gani</p>
<p>Ah nideyim ömrüm seni</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geldim ve geçtim bilmedim</p>
<p>Ağlayıp güssa yemedim</p>
<p>Senden ayrılam demedim</p>
<p>Ah nideyim ömrüm seni</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hayrım şerim yazılacak</p>
<p>Ömrüm ipi üzülecek</p>
<p>Suret benden bozulacak</p>
<p>Ah nideyim ömrüm seni</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gidip geri gelmiyesin</p>
<p>Gelip beni bulmayasın</p>
<p>Bu benliğe sermayesin</p>
<p>Ah nideyim ömrüm seni</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hani sana güvendiğim</p>
<p>Guveniben yuvandığım</p>
<p>Kaldı külli kazandığım</p>
<p>Ah nideyim ömrüm seni</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Miskin Yunus gideceksin</p>
<p>Acep sefer edeceksin</p>
<p>Hasret ile kalacaksın</p>
<p>Ah nideyim ömrüm seni</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞOL CENNETİN IRMAKLARI</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şol cennetin ırmakları</p>
<p>Akar Allah deyu deyu</p>
<p>Çıkmış islam bülbülleri</p>
<p>Öter Allah deyu deyu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aydan aydındır yüzleri</p>
<p>Şekerden tatlı sozleri</p>
<p>Cennette huri kızları</p>
<p>Gezer Allah deyu deyu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yunus Emre var yarına</p>
<p>Koma bugünü yarına</p>
<p>Yarin Hakk&#8217;ın divanına</p>
<p>Çıkam Allah deyu deyu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İLİM KENDİN BİLMEKTİR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İlim ilim bilmektir</p>
<p>İlim kendin bilmektir</p>
<p>Sen kendini bilmezsin</p>
<p>Ya nice okumaktır</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Okumaktan murat ne</p>
<p>Kişi Hak&#8217;kı bilmektir</p>
<p>Çün okudun bilmezsin</p>
<p>Ha bir kuru emektir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Okudum bildim deme</p>
<p>Çok taat kıldım deme</p>
<p>Eğer Hak bilmez isen</p>
<p>Abes yere yelmektir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dört kitabın ma&#8217;nisi</p>
<p>Bellidir bir elifte</p>
<p>Sen elifi bilmezsin</p>
<p>Bu nice okumaktır</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yiğirmi dokuz hece</p>
<p>Okursun uçtan uca</p>
<p>Sen elif dersin hoca</p>
<p>Ma&#8217;nisi ne demektir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yunus Emre der hoca</p>
<p>Gerekse bin var hacca</p>
<p>Hepisinden iyice</p>
<p>Bir gönüle girmektir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>NİÇİN AĞLARSIN BÜLBÜL HEY</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sen burda garip mi geldin</p>
<p>Niçin ağlarsın bülbül hey</p>
<p>Yorulup iz mi yanıldın</p>
<p>Niçin ağlarsın bülbül hey</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karlı dağlardan mı aştın</p>
<p>Derin ırmaklar mı geçtin</p>
<p>Yârinden ayrı mı düştün</p>
<p>Niçin ağlarsın bülbül hey</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hey, ne yavuz inilersin</p>
<p>Benim derdim yenilersin</p>
<p>Dostu görmek mi dilersin</p>
<p>Niçin ağlarsın bülbül hey</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kal&#8217;alı şehir mi yıkıldı</p>
<p>Ya nam-u arın mi kaldı</p>
<p>Gurbette yârin mi kaldı</p>
<p>Niçin ağlarsın bülbül hey</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gulistanlarda yaylarsın</p>
<p>Taze gülleri yeğlersin</p>
<p>Yavlak zarılık eylersin</p>
<p>Niçin ağlarsın bülbül hey</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uykudan gözüm uyandı</p>
<p>Uyandı kana boyandı</p>
<p>Yandı sol yüreğim yandı</p>
<p>Niçin ağlarsın bülbül hey</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>N&#8217;oldu şu Yunus&#8217;a n&#8217;oldu</p>
<p>Aşkın deryasına daldı</p>
<p>Yine baharistan oldu</p>
<p>Niçin ağlarsın bülbül hey</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>GELİN EY KARDEŞLER</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gelin ey kardeşler gelin</p>
<p>Bu menzil uzağa benzer</p>
<p>Nazar kıldım şu dünyaya</p>
<p>Kurulmuş tuzağa benzer</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir pirin eteğin tuttum</p>
<p>&#8220;Ana beni&#8221; deyip gittim</p>
<p>Nice yüzbin günah ettim</p>
<p>Her biri de bir dağa benzer</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çağla Derviş Yunus çağla</p>
<p>Sen özünü Hakk&#8217;a bağla</p>
<p>Ağlar isen haline ağla</p>
<p>Erdem vefa yoğa benzer</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ŞÖYLE GARİP BENCİLEYİN</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Acep şu yerde varm&#8217;ola</p>
<p>Şöyle garip bencileyin</p>
<p>Bağrı başlı gözü yaşlı</p>
<p>Şöyle garip bencileyin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gezdim urum ile şamı</p>
<p>Yukarı illeri kamu</p>
<p>Çok istedim bulamadım</p>
<p>Şöyle garip bencileyin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kimseler garip olmasın</p>
<p>Hasret oduna yanmasın</p>
<p>Hocam kimseler duymasın</p>
<p>Şöyle garip bencileyin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Söyler dilim ağlar gözüm</p>
<p>Gariplere göynür özüm</p>
<p>Meğer ki gökte yıldızım</p>
<p>Şöyle garip bencileyin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nice bu dert ile yanam</p>
<p>Ecel ere bir gün ölem</p>
<p>Meğer ki sinimde bulam</p>
<p>Şöyle garip bencileyin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir garip ölmüş diyeler</p>
<p>Üç günden sonra duyalar</p>
<p>Soğuk su ile yuyalar</p>
<p>Şöyle garip bencileyin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hey Emre&#8217;m Yunus biçare</p>
<p>Bulunmaz derdine çare</p>
<p>Var imdi gez şardan şara</p>
<p>Şöyle garip bencileyin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>GÖNÜL ARZULAR SENİ</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arayı arayı bulsam izini</p>
<p>İzinin tozuna sürsem yüzümü</p>
<p>Hakk nasip eylese görsem yüzünü</p>
<p>Ey sevdiğim gönül arzular seni</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yitirdim o dostu bilmem ne yanda</p>
<p>Sevgisi gönülde muhabbet canda</p>
<p>Yarın mahşer günü ulu divanda</p>
<p>Ey sevdiğim gönül arzular seni</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yunus senin methin eder dillerde</p>
<p>Sevilirsin bütün bu gönüllerde</p>
<p>Ağlayı ağlayı gurbet ellerde</p>
<p>Ey sevdiğim gönül arzular seni</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>GEL GÖR BENİ AŞK NEYLEDİ</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ben yürürüm yana yana</p>
<p>Aşk boyadı beni kana</p>
<p>Ne deliyem ne divane</p>
<p>Gel gör beni aşk neyledi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gah eserim yeller gibi</p>
<p>Gah tozarım yollar gibi</p>
<p>Gah akarım seller gibi</p>
<p>Gel gör beni aşk neyledi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Akar suların çağlarım</p>
<p>Dertli ciğerim dağlarım</p>
<p>Şeyhim anuban ağlarım</p>
<p>Gel gör beni aşk neyledi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ya elim al kaldır beni</p>
<p>Ya vaslına erdir beni</p>
<p>Çok ağlattın güldür beni</p>
<p>Gel gör beni aşk neyledi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ben yürürüm ilden ile</p>
<p>Şeyh anarım dilden dile</p>
<p>Gurbette halım kim bile</p>
<p>Gel gör beni aşk neyledi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mecnun oluban yürürüm</p>
<p>O yâri düşte görürüm</p>
<p>Uyanıp melül olurum</p>
<p>Gel gör beni aşk neyledi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Miskin Yunus biçareyim</p>
<p>Baştan ayağa yareyim</p>
<p>Dost elinde avareyim</p>
<p>Gel gör beni aşk neyledi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ÇEKE GELDİ ÇEKE GİDER</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aşkın odu ciğerimi</p>
<p>Yaka geldi yaka gider</p>
<p>Garip başım bu sevdayı</p>
<p>Çeke geldi çeke gider</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kâr etti firak canıma</p>
<p>Aşık oldum cananıma</p>
<p>As zencirin dost boynuma</p>
<p>Taka geldi taka gider</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sadıklar durur sözüne</p>
<p>Gayri görünmez gözüne</p>
<p>Bu gözlerim dost yüzüne</p>
<p>Baka geldi baka gider</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bülbül eder ah-ü figan</p>
<p>Hasret ile yandı bu can</p>
<p>Benim gönülcüğüm ey can</p>
<p>Hakk&#8217;a geldi Hakk&#8217;a gider</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arada olmasın asi</p>
<p>Onulmaz bağrımın başı</p>
<p>Gözlerimin kanlı yaşı</p>
<p>Aka geldi aka gider</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Miskin Yunus&#8217;un sözleri</p>
<p>Efgan eder bülbülleri</p>
<p>Dost bahçesinin gülleri</p>
<p>Koka geldi koka gider</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>GEL GİDELİM DOSTA GÖNÜL</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir karardan durmayalım</p>
<p>Gel gidelim dosta gönül</p>
<p>Hasretinden yanmayalım</p>
<p>Gel gidelim dosta gönül</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kılavuz ol gönül bana</p>
<p>Gel gidelim yârdan yana</p>
<p>Canım kurbandır canana</p>
<p>Gel gidelim dosta gönül</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kara haberin almadan</p>
<p>Can bedenden ayrılmadan</p>
<p>Azrail bizi bulmadan</p>
<p>Gel gidelim dosta gönül</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gerçek murada varalım</p>
<p>Yârin hatırın soralım</p>
<p>Yunus Emre&#8217;yi alalım</p>
<p>Gel gidelim dosta gönül</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>KALANLARA SELAM OLSUN</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu dünyadan gider olduk</p>
<p>Kalanlara selam olsun</p>
<p>Bizim için hayır dua</p>
<p>Kılanlara selam olsun</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ecel büke belimizi</p>
<p>Söyletmeye dilimizi</p>
<p>Hasta iken halimizi</p>
<p>Soranlara selam olsun</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tenim ortaya açıla</p>
<p>Yakasız gömlek biçile</p>
<p>Bizi bir aşan vech-ile</p>
<p>Yunanlara selam olsun</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Azrail alır canımız</p>
<p>Kurur damarda kanımız</p>
<p>Yuyacağın kefenimiz</p>
<p>Saranlara selam olsun</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sala verile kasdimize</p>
<p>Gider olduk dostumuza</p>
<p>Namaz için üstümüze</p>
<p>Duranlara selam olsun</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dünyaya gelenler gider</p>
<p>Hergiz gelmez yola gider</p>
<p>Bizim halimizden haber</p>
<p>Soranlara selam olsun</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Miskin Yunus söyler sözün</p>
<p>Yaş doldurmuş iki gözün</p>
<p>Bizi bilmeyen ne bilsin</p>
<p>Bilenlere selam olsun</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>DURUN DURUN AŞKA SELA</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Divaneler divaneler</p>
<p>Durun durun aşka sela</p>
<p>Aşk esriği mestaneler</p>
<p>Durun durun aşka sela</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mest-i elestler kandaksız</p>
<p>Mestane mestler kanatsız</p>
<p>Saki duruptur çanaksız</p>
<p>Durun durun aşka sela</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Merdaneler merdaneler</p>
<p>Erlik demi bu gündürür</p>
<p>Baş verüben can terkini</p>
<p>Vurun vurun aşka sela</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ey nice hamle idelim</p>
<p>İşbu fenadan gidelim</p>
<p>Binin binin şevk atalım</p>
<p>Sürün sürün aşka sela</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Muhabbet yoluna girip</p>
<p>Aşktan dava kılan kişi</p>
<p>Tan eylemiş aşıklara</p>
<p>Görün görün aşka sela</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Akıl ne bilir aşkı kim</p>
<p>Mağrur oluptur aklına</p>
<p>Aşkı bu gün bu Yunus&#8217;a</p>
<p>Sorun sorun aşka sela</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>AŞKIN ALDI BENDEN BENİ</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aşkın aldı benden beni bana seni gerek seni</p>
<p>Ben yanarım dün ü günü bana seni gerek seni</p>
<p>Ne varlığa sevinirim ne yokluğa yerinirim</p>
<p>Aşkın ile avunurum bana seni gerek seni</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aşkın aşıklar öldürür aşk denizine daldırır</p>
<p>Tecelli ile doldurur bana seni gerek seni</p>
<p>Aşkın şarabından içem Mecnun olup yola düşem</p>
<p>Sensin dün ü gün endişem bana seni gerek seni</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sufilere sohbet gerek Ahilere ahret gerek</p>
<p>Mecnunlara Leyla gerek bana seni gerek seni</p>
<p>Eğer beni öldüreler kulum göğe savuralar</p>
<p>Toprağım anda çağırır bana seni gerek seni</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cennet dedikleri ne ki bir kaç köşkle birkaç huri</p>
<p>İsteyene ver onları bana seni gerek seni</p>
<p>Yunus-durur benim adım gün geçtikce artar ödüm</p>
<p>İki cihanda maksudum bana seni gerek seni</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>ELHAMDÜLİLLAH</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Haktan gelen şerbeti içtik elhamdulillah</p>
<p>Şol kudret denizini geçtik elhamdulillah</p>
<p>Şol karşıki dağları meşeleri bağları</p>
<p>Sağlık safalık ile aştık elhamdulillah</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kuru idik yaş olduk kanatlandık kuş olduk</p>
<p>Birbirmize eş olduk uçtuk elhamdulillah</p>
<p>Vardığımız illere şol safa gönüllere</p>
<p>Halka tapduk manisin saçtık elhamdulillah</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Beri gel barışalım yad isen bilişelim</p>
<p>Atımız eğerlendi estik elhamdulillah</p>
<p>İndik Rum&#8217;u kışladık çok hayır şer işledik</p>
<p>Uş bahar geldi geri göçtük elhamdulillah</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dirildik pınar olduk irkildik ırmak olduk</p>
<p>Artık denize dolduk taştık elhamdulillah</p>
<p>Taptuğun tapusuna kul olduk kapusuna</p>
<p>Yunus miskin çiğ idik piştik elhamdulillah</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>DOLAP NİÇİN İNİLERSİN</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dolap niçin inilersin</p>
<p>Derdim vardır inilerim</p>
<p>Ben Mevlaya aşık oldum</p>
<p>Anın için inilerim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Benim adım dertli dolap</p>
<p>Suyum akar yalap yalap</p>
<p>Böyle emreylemiş çalap</p>
<p>Derdim vardır inilerim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Beni bir dağda buldular</p>
<p>Kolum kanadım yoldular</p>
<p>Dolaba layık gördüler</p>
<p>Derdim var inilerim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ben bir dağın ağacıyım</p>
<p>Ne tatlıyım ne acıyım</p>
<p>Ben mevlaya duacıyım</p>
<p>Derdim vardır inilerim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dağdan kestiler hezenim</p>
<p>Bozuldu türlü düzenim</p>
<p>Ben bir usanmaz ozanım</p>
<p>Derdim var inilerim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dülgerler her yanım yondu</p>
<p>Her azam yerine kondu</p>
<p>Bu iniltim Haktan geldi</p>
<p>Derdim vardır inilerim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Suyum alçaktan çekerim</p>
<p>Dönüp yükseğe dökerim</p>
<p>Görün ben neler çekerim</p>
<p>Derdim vardır inilerim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yunus bunda gelen gülmez</p>
<p>Kişi muradına ermez</p>
<p>Bu fanide kimse kalmaz</p>
<p>Derdim var inilerim</p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;"> </span></p>
<!-- An Arevico Plugin --><img src="http://www.surgunfm.com/?ak_action=api_record_view&id=76&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.surgunfm.com/yunus-emre/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuzlu Kahve</title>
		<link>http://www.surgunfm.com/tuzlu-kahve/</link>
		<comments>http://www.surgunfm.com/tuzlu-kahve/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 10:38:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TurkuSen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[tuzlu kahve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.surgunfm.com/?p=72</guid>
		<description><![CDATA[Kiza bir partide raslamisti&#8230; Harika birseydi. O gün pesinde o kadar delikanli vardi ki&#8230; Partinin sonunda kizi kahve icmeye davet etti. Kiz parti boyu dikkatini cekmeyen oglanin davetine sasirdi, ama tam bir kibarlik gösterisi yaparak kabul etti. Hemen kösedeki sirin &#8230; <a href="http://www.surgunfm.com/tuzlu-kahve/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Kiza bir partide raslamisti&#8230; Harika birseydi. O gün pesinde o kadar delikanli vardi ki&#8230; Partinin sonunda kizi kahve icmeye davet etti. Kiz parti boyu dikkatini cekmeyen oglanin davetine sasirdi, ama tam bir kibarlik gösterisi yaparak kabul etti. Hemen kösedeki sirin kafeye oturdular. Delikanli öyle heyecanliydi ki, kalbinin carpmasindan konusamiyordu. Onun bu hali kizin da huzurunu kacirdi&#8230;<br />
-Ben artik gideyim<br />
demeye hazirlanirken, delikanli birden garsonu cagirdi&#8230;<br />
-Bana biraz tuz getirir misiniz&#8221; dedi&#8230; Kahveme koymak icin&#8230;<br />
Yan masalardan bile saskin yüzler delikanliya bakti&#8230; Kahveye tuz!.. Delikanli kipkirmizi oldu utanctan, ama tuzu kahvesine döktü ve icmeye basladi. Kiz, merakla:<br />
-Garip bir agiz tadiniz var dedi&#8230;<span id="more-72"></span><br />
Delikanli anlatti:<br />
-Cocukken deniz kenarinda yasardik. Hep deniz kenarinda ve denizde oynardim. Denizin tuzlu suyunun tadi agzimdan hic eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben&#8230; Bu tadi cok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadi dilimde hissetsem, cocuklugumu, deniz kenarindaki evimizi ve mutlu ailemi hatirliyorum. Annemle babam hala o deniz kenarinda oturuyorlar. Onlari ve evimi öyle özlüyorum ki<br />
Bunlari söylerken gözleri nemlenmisti delikanlinin.. Kiz dinlediklerinden cok duygulanmisti. Icini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmaliydi. Evini düsünen, evini arayan, evini sakinan biri&#8230; Ev duyusu olan biri.. Kiz da konusmaya basladi.. Onun da evi uzaklardaydi.. Cocuklugu gibi&#8230; O da ailesini anlatti. Cok sirin bir sohbet olmustu&#8230; Tatli ve sicak&#8230; Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel baslangici olmustu&#8230; tabi&#8230; Bulusmaya devam ettiler ve her güzel öyküde oldugu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar cok mutlu yasadilar.<br />
Prenses ne zaman kahve yapsa prensine icine bir kasik tuz koydu, hayat boyu&#8230; Onun böyle sevdigini biliyordu cünkü&#8230; 40 yil sonra, adam dünyaya veda etti.<br />
Ölümümden sonra ac diye bir mektup birakmisti sevgili karisina&#8230; Söyle diyordu, satirlarinda&#8230;<br />
&#8220;Sevgilim, bir tanem&#8230; Lütfen beni affet. Bütün hayatimizi bir yalan üzerine kurdugum icin beni affet. Sana hayatimda bir tek kere yalan söyledim&#8230; Tuzlu kahvede&#8230; Ilk bulustugumuz günü hatirliyor musun?. Öyle heyecanli ve gergindim ki, seker diyecekken `Tuz` cikti agzimdan&#8230; Sen ve herkes bana bakarken,degistirmeye o kadar utandim ki, yalanla devam ettim. Bu yalanin bizim iliskimizin temeli olacagi hic aklima gelmemisti. Sana gercegi anlatmayi defalarca düsündüm. Ama her defasinda korkudan vazgectim. Simdi ölüyorum ve artik korkmam icin hicbir sebep yok&#8230; Iste gercek&#8230; Ben tuzlu kahve sevmem, o garip ve rezil bir tat&#8230; Ama seni tanidigim andan itibaren bu rezil kahveyi ictim. Hem de zerre pismanlik duymadan. Seninle olmak hayatimin en büyük mutlulugu idi ve ben bu mutlulugu tuzlu kaveye borcluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herseyi yeniden yasamak , seni yeniden tanimak ve bütün hayatimi yeniden seninle gecirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kave icmek zorunda kalsam da&#8230;&#8221;<br />
Yasli kadinin gözyaslari mektubu sirilsiklam islatti. Lafi acildiginda birgün biri, kadina Tuzlu kahve nasil bir sey soracak oldu&#8230; Gözleri nemlendi kadinin&#8230; Cok tatli!&#8230; dedi&#8230;</span></p>
<!-- An Arevico Plugin --><img src="http://www.surgunfm.com/?ak_action=api_record_view&id=72&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.surgunfm.com/tuzlu-kahve/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kesik Çayır Biçilir mi?</title>
		<link>http://www.surgunfm.com/kesik-cayir-bicilir-mi/</link>
		<comments>http://www.surgunfm.com/kesik-cayir-bicilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Aug 2011 11:14:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TurkuSen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkü Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[biçilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[çayır]]></category>
		<category><![CDATA[kesik]]></category>
		<category><![CDATA[kesik çayır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.surgunfm.com/?p=61</guid>
		<description><![CDATA[Kesik Çayır Biçilir Mi? Meram bağları, Meram çayırları tanıktır, böylesi yiğit her anaya kısmet olmaz. İnadına mertti, inadına yiğit, inadına yağızdı. Konya&#8217;nın valisi o yıl Meram&#8217;da otururdu hep. Meram o zamanlar da en saygıdeğer yeriydi şehrin, Mevlevi dedeleri Meram&#8217;daydı, çelebiler &#8230; <a href="http://www.surgunfm.com/kesik-cayir-bicilir-mi/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Kesik Çayır Biçilir Mi?</strong></span></p>
<p>Meram bağları, Meram çayırları tanıktır, böylesi yiğit her anaya kısmet olmaz. İnadına mertti, inadına yiğit, inadına yağızdı.</p>
<p>Konya&#8217;nın valisi o yıl Meram&#8217;da otururdu hep. Meram o zamanlar da en saygıdeğer yeriydi şehrin, Mevlevi dedeleri Meram&#8217;daydı, çelebiler hepten Meram&#8217;daydı. Ve Vali paşanın yâveri, genç yâveri Meram&#8217;dan çok az inerdi Konya&#8217;ya. Bütün oralar bu genç adamı, o da bütün oraları tanırdı, iyi tanırdı.</p>
<p>Yâver, fesini sola doğru devirdi. Güz demiydi. Serindi ama o yanıyordu. Korkmuyordu. Oysa Kocamış bir gece yollara düşmüştü &#8220;Dutlu&#8221;dan Meram&#8217;a doğru, akşam namazından sonra. Korkmuyordu.</p>
<p>&#8220;Sırtıma sepken yağıyor.&#8221;<br />
&#8220;Yanuben yorgun gelirim.&#8221;</p>
<p>demiş elin oğlu zamanında. Yâver işte bu hâl idi. Konya severdi bu delikanlıyı; O da Konya&#8217;yı. Ama Konya&#8217;dan daha çok sevdiği bir şey bir kişi, bir hatun kişi vardı. Meram&#8217;a ilk zamanlar sık gelirdi. Aslı Konaya&#8217;lı değildi.</p>
<p>Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Düşünün, Allah etmesin dile düşerlerse ötesi yoktu bu işin. Allah etmesin dile düşerlerse, Musalla mezarlığında selviler hüzzam makamından bir şarkıyla başlayıverirlerdi. Allah etmesin, gençti. Konya&#8217;nın delikanlısı zaten pek hayır okumuyordu adının üstüne. Allah etmesin. Ama yine de kotkmuyordu işte.</p>
<p>Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Gelirken- giderken bir şeyler olmuştu. Bir şeyler olmuştu çünkü. Loraslarından kalkan ebabil kuşları, kanatlarında &#8220;Günaydınlar&#8221; getirdilerdi bir gün. Ebabil kuşlarının gözleri kahverengiydi, sol ellerinin üstünde bir &#8220;Ben&#8221; vardı ebabil kuşlarının.</p>
<p>Bu gece onunla buluşacaktı. İlk buluşmaları değildi bu şüphesiz. Ama Meram&#8217;ın o ördekbaşı ve şili çayırları o &#8220;incecik&#8221; çayırları tanık olsun ki en mutlusuna gidiyordu buluşmalarının.</p>
<p>Yâver fesini sol yana devirdi ve bıyıklarını burdu. Eli-ayağı yanıyor gibiydi. Kerpiç duvarı aşmıya çalıştı. Ceketi tozlandı, aldırmadı, hemen şöyle silkiverdi eliyle, ince çayırlar ayağına dolaştılar aldırmadı.</p>
<p>Çelebi kızı, Zerdalinin altına vardı. Gözleri apaydınlıktı, kahverengiydi.<br />
Yâver yanına gelince, oturuverirdi çayırların üstüne. Yâver o cesaretsiz elleriyle çelebi kızın elini tutacak oldu, edemedi. Oturdu.</p>
<p>Konya pul pul dirildi gözbebeklerine. Yalnız Konya değil dünyalar onundu. Anasını hatırladı, bir zaman sonra, memleketini hatırladı, sonra kalkıp gitmek istedi, niye istedi bilmem, gidemedi.Oturdu.</p>
<p>Derken efendim sekiz iklimden ipil ipil bir batı rüzgarının seranadı başladı. Kız konuşuyordu. Çelebi kızı. Derken efendim, Dere tarafından bir bülbülü vurdular, ne hacetti, kız konuşuyordu, yâver öldü öldü dirildi.</p>
<p>Konuştular. Kızın elleri yâverin ellerinde serindi. Uzun uzun konuştular. Aşktı bu dost. Sevgiydi. Ne Konya vardı önlerinde, ne zerdali ağaçları, Ne Meram, ne paşa, ne çayırlar ve ne de sekiz taraflarından sekiz kara binayla onları gözetleyen sekiz Konya uşağı.</p>
<p>Derken efendim, yâver &#8220;Haydi hoşçakalasız&#8221; diyecekti, diyemedi. Derken efendim sekiz karabina sekiz kurşun kuştu yâverin suratına. Derken efendim, yâver &#8220;gidem&#8221; dedi, gidemedi. Önce sallandı sağ ayağının üzerinde üç kez. Sonra sa yanına devrildi. Kıpırdayamadı bile. Sekiz Konya delikanlısı için sanki bir şey olmamıştı. Dere yöresine doğru &#8220;Konyalı&#8221; yı çağıraraktan yürüdüler.</p>
<p>Sabah yakındı. Çelebi kızı ölü sevgilinin üstüne eğildi. Öylece kaldı.<br />
Gün ışığında ölü yâveri ve çelebi kızını &#8220;incecik&#8221; çayırların üstünde buldular.<br />
Paşa, vali paşa, yâverin anasına yanık künyesini gönderdi yarıntesi günü.</p>
<p>&#8220;İnce çayır biçilir mi<br />
Sular ayaz içilir mi<br />
Bana yardan vaz geç derler<br />
Yâr tat&#8217;lolur geçilir mi&#8221;</p>
<p>Sonra arkasından, mezar taşı olsun garibin diye bu türküyü yakıverdiler. &#8220;İnce çayır biçilir mi?&#8221; Biçtiler bile.</p>
<p>&#8220;Aman ben yandım, paşam ben yandım,<br />
Ellerin köyünde vuruldum kaldım.&#8221;</p>
<p><strong>Kaynak:</strong><br />
Kamil UĞURLU<br />
Bir Konya Türküsünün Doğuş Hikayesi<br />
Türk Folklor Araştırmaları-Kasım 1963</p>
<p><a href="http://www.surgunfm.com/video/neset-ertas-kesik-cayir-bozkirin-tezenesi-video-izle424.html">Kesik Çayır video izle</a></p>
<!-- An Arevico Plugin --><img src="http://www.surgunfm.com/?ak_action=api_record_view&id=61&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.surgunfm.com/kesik-cayir-bicilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burçak Tarlası</title>
		<link>http://www.surgunfm.com/burcak-tarlasi/</link>
		<comments>http://www.surgunfm.com/burcak-tarlasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Aug 2011 14:47:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TurkuSen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkü Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[burçak]]></category>
		<category><![CDATA[burçak tarlası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.surgunfm.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Niksar köylerinden birinden bir genç askere çağrılır, İstanbul’a sevkedilir. Niksar’lı genç, yakışıklı bir Anadolu çocuğudur.İstanbul’da hafta iznini geçirdiği sıralarda, genç bir kızla karşılaşır, kızın da ilgisini çeker.Niksarlı kızın kendisine ilgi duyduğunu farkeder ve onunla tanışır.Gel zaman git zaman genç, kızın &#8230; <a href="http://www.surgunfm.com/burcak-tarlasi/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Niksar köylerinden birinden bir genç askere çağrılır, İstanbul’a sevkedilir. Niksar’lı genç, yakışıklı bir Anadolu çocuğudur.İstanbul’da hafta iznini geçirdiği sıralarda, genç bir kızla karşılaşır, kızın da ilgisini çeker.Niksarlı kızın kendisine ilgi duyduğunu farkeder ve onunla tanışır.Gel zaman git zaman genç, kızın hem kendisini sevdiğini hem de kızın ailesinin zengin olduğunu hemen anlar. Konuşmalar ilerledikçe kendisinin de zengin olduğunu, çiftliklerinin, sürülerinin, arazilerinin olduğunu mütevazi bir şekilde dile getirir.Kız da,zengin bir kocaya varmak istediğinden ve şehir hayatında yetiştiğinden “çiftlik hayatının ona bir peri masalı” gibi geldiğinden bu yalanlara çabucak kanar.<br />
Gel zaman git zaman, iki gönül birleşir.Kız babasını oğlan da,şehirli gelin istemeyen anasını ikna eder.En sonunda İstanbul’da düğün edili ve kız delikanlı ile beraber, zengin ümitler ve yaldızlı hayallerle, uzun bir yolculuktan sonra Tokat’a, oradan da Niksar’ a varır…Yolda delikanlı, “Şu kadar tarlam var.Elini sıcak sudan soğuk suya sokmuyacam” gibisinden yalanlarına devam etmiştir. Ancak zengin kız, duvarı tezekli, iki gözlü, toprak bir evin karanlık odasına gelince gerçeğin sert ve acımasız yüzüyle karşılaşır. Ama gönül vermiştir delikanlıya, sevmiştir…Evliliğine karşı çıkan babasınına da karşı çıkmış,oğlanla evlenmiştir. Geri dönmek olmaz.</p>
<p>Nihayet ertesi gün olur.Genç kız,uyurken kaynanası gelir ve onu uyandırır.Şaşkındır…Daha hava aydınlanmamışken,kaynanasının kendisini uyandırıp “Hadi tarlaya” demesi ona garip gelmiştir….<br />
Şaşkınlığını attıktan sonra diğer bir acı gerçeği anlar.Köylerde,evin tüm bireyleri çalışmaktadır.Kadınlar tarlada ot biçmeye,erkekler çift sürmeye,çocuklar davar gütmeye gitmektedir.Çaresiz kaderine boyun eğer ve burçak tarlasına gitmeye başlar.</p>
<p>Artık önünde yeni bir hayat vardır,genç gelinin…Bu hayatı sözlere döker ve türkü olup dilden dile dolaşır…Hakkında halk oyunları düzülür…</p>
<p>Türkünün sözleri :</p>
<p>Sabahınan kalktım sütü pişirdim<br />
Sütün kaymağını yar yar yere daşırdım<br />
Kaynanamdan korktum aklım şaşırdım</p>
<p>Aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması<br />
Burçak tarlasında yar yar gelin olması.<br />
Eğdirme fesini yavrum, kalkar giderim<br />
Evini başına yandım yıkar da giderim.</p>
<p>Sabahınan kalktım ezan da sesi var<br />
Ezan sesi değil de yar yar burçak yası var<br />
Sorun şu deyusa yar yar, kaç tarlası var</p>
<p>Aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması<br />
Burçak tarlasında yar yar gelin olması.<br />
Eğdirme fesini yavrum, kalkar giderim<br />
Evini başına yandım yıkar da giderim.</p>
<p>Elimi salladım değdi dikene<br />
İlahi kaynana ömrün tükene<br />
İntizar ederim burçak ekene</p>
<p>Aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması<br />
Burçak tarlasında yar yar gelin olması.<br />
Eğdirme fesini yavrum, kalkar giderim<br />
Evini başına yandım yıkar da giderim.</p>
<p>Elimin kınasın ezdirmediler<br />
Gözümün sürmesin süzdürmediler<br />
Burçak tarlasında gezdirmediler.</p>
<p>Yöre : Yozgat</p>
<p><a href="http://www.surgunfm.com/video/burcak-tarlasi-grup-eylul-video-izle423.html">Burçak Tarlası videosu izle</a></p>
<!-- An Arevico Plugin --><img src="http://www.surgunfm.com/?ak_action=api_record_view&id=52&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.surgunfm.com/burcak-tarlasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zahidem</title>
		<link>http://www.surgunfm.com/zahidem/</link>
		<comments>http://www.surgunfm.com/zahidem/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Aug 2011 14:37:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TurkuSen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkü Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[zahide]]></category>
		<category><![CDATA[zahidem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.surgunfm.com/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[Halk arasında “Zahidem” adıyla ün yapan türkünün şairi Aşık Arap Mustafa, 1901 yılında Çiçekdağı’na bağlı Orta Hacı Ahmetli köyünde dünyaya gelmiştir. Babasını annesini çok küçük yaşlarda yitirdi. İlk önce bir akrabasının himayesinde, daha sonraları da onun bunun yanında büyüdü. Arap &#8230; <a href="http://www.surgunfm.com/zahidem/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Halk arasında “Zahidem” adıyla ün yapan türkünün şairi Aşık Arap Mustafa, 1901<br />
yılında Çiçekdağı’na bağlı Orta Hacı Ahmetli köyünde dünyaya gelmiştir. Babasını<br />
annesini çok küçük yaşlarda yitirdi. İlk önce bir akrabasının himayesinde, daha<br />
sonraları da onun bunun yanında büyüdü.</span></p>
<p>Arap Mustafa’nın babası düğünlerde, toplantılarda “Koca Oyunu” adı verilen<br />
oyunda “Arap” rölünü üstlenirdi. Bu nedenle Mustafa’ya da “Arap” lakabı<br />
takılmıştır. Kimsesiz kalan Arap Mustafa 10 yaşına gelince Yukarı Hacı Ahmetli<br />
köyünden Hacı Bürozadeler’den Mehmet’e çiftçi durdu. Zaman içinde çalışkan,<br />
babayiğit, giyimine özen gösteren yakışıklı bir delikanlı olan Arap Mustafa,<br />
Ağasının yeni yetişen Zahide’ye gönlünü kaptırdı. Fakir ve kimsesiz olduğundan<br />
bu sırrını bir türlü açığa vuramadı.</p>
<p>20’sinde askere giden Mustafa’nın aklı, deliler gibi sevdiği Zahide’de kalmıştı.<br />
Köydeki dostlarına mektuplar göndererek Zahide’den haber almaya çalışan Arap<br />
Mustafa, Zahide’nin başka biriyle evlendirildiğini ve düğünün’ün de bir hafta<br />
sonra olacağını duyunca üzüntüsünü aşağıda içli mısralara dökmüştür. Türküyü<br />
Neşet Ertaş plağa okuyup tanıtmıştır. (1)</p>
<p>Zahide Kurbanım n&#8217;olacak Halim<br />
Gene bir laf duydum kırıldı belim<br />
Gelenden gidenden haber sorarım<br />
Zahidem bu hafta oluyor gelin</p>
<p>Hezeli de deli gönül hezeli<br />
Çiçekdağı döktü m&#8217;ola gazeli<br />
Dolaştım alemi gurbet gezeli<br />
Bulamadım Zahidem&#8217;den güzeli</p>
<p>Ay ile doğar da gün ile aşar,<br />
Zahide’mi görenin tebdili şaşar<br />
İyinin kaderi kötüye düşer,<br />
Diken arasında kalmış gül gibi.</p>
<p>Zahide’m kurbanım kurtar bu dardan<br />
Baban anlamadı bizim bu haldan<br />
Kekiline sürmüş kokulu yağdan,<br />
Derdin beni del’ediyor Zahide’m.</p>
<p>Ziyaret’ten çıktım Cender’in özü<br />
Kum gibi kaynıyor Zahide’m gözü<br />
Aslını sorarsan esalet yerden<br />
Hacı Bürolardan Mehmet’in kızı.</p>
<p>Gurbet ellerinde esinim esir<br />
Zahide’m kurbanım hep bende kusur<br />
Eğer baban seni bana verirse<br />
Nemize yetmiyor el kadar hasır.</p>
<p>Çiçekdağı’nda da hiç gitmez duman<br />
Zahide’rn kurbanım hallarım yaman<br />
Yapamadım şu babayın gönlünü<br />
Fakir diye bana vermedi baban.</p>
<p>Anamdan doğalı çok çektim cefa,<br />
Şu yalan dünyada sürmedim sefa,<br />
Adımı namımı soran olursa,<br />
Orta Hacı Ahmetli Arap Mustafa.</p>
<p>Arapoğlu Mustafa’nın kendisine Mecnun gibi aşık olduğundan etkilenen Zahide,<br />
Mustafa için şiirler söylemiştir. Bu şiirin üç kıtasını H. Vahit<br />
Bulut, 1973 yılında Yukarı Hacı Ahmetli köyünden Zahide’nin yakın arkadaşı ve<br />
sırdaşı Fatik’ten derlemiştir.(2) Baştaki iki kıta tarafımızdan derlenmiştir.</p>
<p>Bu nasıl sevdaymış geldi başıma<br />
Felek ağu kattı tatlı aşıma<br />
Sevda çekenlere zor gelir gurbet<br />
Gece gündüz elim kalkmaz işime.</p>
<p>Aşağıda sap kağnısı geliyo<br />
Derdin beni elik elik eliyo<br />
Kurbanlar olayım gara Mustafam<br />
Babam beni yad ellere veriyo.</p>
<p>Arapoğlu derler gayeten atik<br />
Gözleri kara da, kaşları çatık<br />
Git nazlı y de bir haber getir<br />
Bastığın yerlere kurbanım Fatik.</p>
<p>Ağlayarak yayığımı yayarım<br />
Yarim gitti günlerini sayarım<br />
Çıksa Büyüköz’e mendil sallasa<br />
Islık çalsa ıslığını duyarım.</p>
<p>Coşkuna da deli gönül coşkuna<br />
Aşkından Zahide döndü şaşkına<br />
Sensiz edemiyom nazlı civanım<br />
N’olur bir yol görün Allah aşkına.</p>
<p>KAYNAK<br />
- Doğuş Gazetesi, Sayı, 8,9-18 Ekim 1973.<br />
- H. Vahit Bulut, Kırşehir Halk Ozanları, Filiz Yay. 1983, S. 109.</p>
<p>Kaynak:<br />
Öyküleriyle Kırşehir Tütküleri, Destanları, Ağıtları (sayfa: 206,207,208)<br />
Baki Yaşa Altınok<br />
Oba Kitabevi<br />
Ankara, Mayıs 2003</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.surgunfm.com/video/neset-ertas-zahidem-video-izle422.html">Zahidem Videosu izle</a></p>
<!-- An Arevico Plugin --><img src="http://www.surgunfm.com/?ak_action=api_record_view&id=47&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.surgunfm.com/zahidem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yarim İstanbul&#8217;u Mesken mi Tuttun ?</title>
		<link>http://www.surgunfm.com/yarim-istanbulu-mesken-mi-tuttun/</link>
		<comments>http://www.surgunfm.com/yarim-istanbulu-mesken-mi-tuttun/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Aug 2011 17:53:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TurkuSen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkü Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[mesken mi]]></category>
		<category><![CDATA[yarim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.surgunfm.com/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[Güz güneşi sarı sarı devriliyordu o ikindi üzeri de uzaklardaki mor dağların ardına. Elinde su testisi, köyün çeşme başında, sıraya girmişti. Yedi yıl önce beş altı yaşındaki kızlar şimdi varmışlardı on iki , on üçlerine. Düğün davulları aynı gün birlikte &#8230; <a href="http://www.surgunfm.com/yarim-istanbulu-mesken-mi-tuttun/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güz güneşi sarı sarı devriliyordu o ikindi üzeri de uzaklardaki mor dağların ardına. Elinde su testisi, köyün çeşme başında, sıraya girmişti. Yedi yıl önce beş altı yaşındaki kızlar şimdi varmışlardı on iki , on üçlerine. Düğün davulları aynı gün birlikte döğülen Hatça&#8217;yla Zalha&#8217;nın üçüncü çocukları koşup oynuyorlardı.</p>
<p>Derin bir iç geçirdi.</p>
<p>Bir çocuğu olsaydı bâri. Oğlan değil, kızı. O zaman olsaydı şimdiye yedi yaşında. Çeşmeden su getirmese bile, evde aşa muşa el atar, ortalığı toplar, anasına can yoldaşı olurdu. Ama İstanbul gurbetinde yedi yıldır eylenen eri, istemezdi kız evlât. Erkek olmalıydı çocuğu. Erkek olmalı babası gibi bilekli, kocaman kocaman elli, ayaklı, kaşı gözü kudretten sürmeli. On yaşına varmadan, çifte çubuğa el atmalıydı. Yedi yıldır İstanbul gurbetinde eyleşen böyle isterdi oğlunu. Babasının soyunu sürdürmeli, köy çocuklarıyla dere kıyısında güleş tutup, kendi akranlarını yere kabak gibi vurmalıydı:<br />
Gene derin bir iç geçirdi.</p>
<p>Yedi yıl, yedi koca yıldır İstanbul dedikleri güzeli bol, seyranı renkli İstanbul&#8217;da ne bekliyor da gelmek bilmiyordu? Sakın orda gül yüzlü, bal dudaklı, kara kaş kara gözlü bir güvercin göğsü topukluya&#8230; Ağlıyası geldi birden. Düşünmek istemiyordu bunu. O pençeli, o tuttuğunu koparan, o boylu poslu erkeğinin bir İstanbul kızına tutulup ondan dolayı sılasını unuttuğunu öğrense öldürürdü kendini. &#8220;Vallaha öldürürüm!&#8221; dedi içinden sert sert. &#8220;Günahı, vebali varsa ona. Kaba sakal hoca tevatür günah dediydi vaazda. Hele böyle bir şey olsun&#8230;.&#8221;</p>
<p>Yanında bir karaltı. Kendine gelerek gözlerinin yaşardığına dikkat etti, sildi elinin tersiyle gözlerini.</p>
<p>Resullarin Emine anaydı gelen:</p>
<p>- Ne o kınalı kekliğim benim? dedi. Öksüzüm, yavrum. Ne ağlıyon? Telâşlandı:<br />
- Yoook, ağlamıyorum nene&#8230;</p>
<p>Gün görmüş, umur sürmüş kırış kırış nene inanmadı:<br />
- Ağlıyon kınalı kekliğim, sürmelim ağlıyon. Ben bilmem mi ne diye ağladığını? Vefasızın diktiği fidanlar meyveye geldi. Onunla gurbete gidenler yedinci sefer dönüyorlar sılaya. O nerde? Hani?</p>
<p>&#8220;Kınalı keklik&#8221; gene derinden bir çekti. Güneşin yarı yarıya derildiği mor dağlara baktı. Gözlerinden yuvarlananlara dur diyemiyordu gayri. Varsın aksınlardı Nene&#8217;nin dediği gibi, öksüze bu dünyada gülmek yoktu. Keten yelekli, burma bıyıklısı İstanbul gurbetinde belki de bembeyaz bir istanbul kızıyla unutmuştu sılasını. Dili de varmıyordu ama, unutmasa ne diye yedi yıldır dönüp gelmesin? Dönüp gelmedi diyelim, insan iki satır bir şeyler de mi yazamazdı? İlk gittiği aylar nasıl yazıyordu? Demek unutmuştu? Unutmuştu demek ha? Hıçkırdı. Genç, yaşlı kadınlar, ellerinin kınasıyla çiçeği burnunda kızlar toplandılar başına. Sormadılar hiçbir şey. Biliyorlardı. Sorup da ne diye yüreğini büstübün kaldırsınlar? Biri:<br />
- Sus bacım, dedi. Sus! Bir başkası:<br />
- Gözlerinden döktüğüne yazık!</p>
<p>Sağdan soldan herkes bir şey söylüyordu:<br />
- El oğlu değil mi? En iyisinin köküne kibrit!<br />
-Vallaha Amasyanın bardağı, biri olmazsa biri daha bence..<br />
- En doğrusu bu ama&#8230;.<br />
- Dinlemiyor ki!<br />
- Bu gençlik, bu tâzelik&#8230;<br />
- Yedi yıl, yedi yıl anam. Dile kolay. İnsan eksik eteğini yedi yıl sılasında unutur mu?</p>
<p>Sıkıldı, bunaldı. Ağlamıyordu artık. Zaman zaman bu: Mâdem erkeği İstanbul gurbetinde yedi yıldır unutmuştu onu, o da varsın istidayı boşansın bir güzel, varsındı bir başkasına. Elini sallasa ellisi, başını sallasa&#8230;</p>
<p>Duramadı karıların arasında. Onüçünde bulup yitirdiği, yirmisine vardığı halde bir türlü geri dönemiyeni içinden bir sızı bir geçti. Testisini koydu çeşmenin iplik gibi akan suyunun altına. Testi dola dursun, gittiyse keyfinden mi gitmişti. İstanbul&#8217;a? Gözü kör olasıca yokluk. Düşmanına avuç açtıran yokluk yüzünden, birkaç para kazanıp öküzü ikileştirmek, birkaç dönüm tarla daha alıp babadan kalan bir kaç dönümüne eklemek için. O gece, o gece işte, nasıl yatırmıştı koluna! Nasıl okşamıştı saçlarını, neler demişti? İstanbul gurbetine gidecek, çok değil yazı orda geçirip, güze, olmazsa kışa koynunda desteyle para, dönecek. O zamana kadar bir de oğlu olmuş olursa, eh gayri, keyfine son olmıyacaktı!.</p>
<p>Başındaki beyat örtüyü çenesinin altında çözüp yeniden bağladı.<br />
Yedi yıl, yedi koca yıl!<br />
Kocasının isteğince bir oğlu olaydı bâri..</p>
<p>Testisinin dolup taşmakta olduğunun farkına bile varmadı: Bir oğlu olsa o zamandan bu zamana, altı yaşında mı olurdu? Bösböyük, palazlanmış delikanlı. Akranlarıyla dere kenarında güleş mi tutardı? Babası gibi pençeli olur da akranlarını yere kapak gibi mi vururdu? Ekimde tarlaya birlikte mi giderler, hasat vakti düveni birlikte mi sürerlerdi? Babasının kokusunu mu taşırdı?<br />
- Kınalı keklik kaldın gene. Bak testin doldu, taşıyor!</p>
<p>Kendine geldi. İnsanoğlunun aklına şaştı. Gözleri testisindeydi güya. Testisinde olduğu halde, görememişti dolduğunu.</p>
<p>Çekti lülenin altından. Güldü acı acı.</p>
<p>Tuttu evinin yolunu. Tuttu ya, şimdi de aklından köyün yaşlıları, gençleri kaynaşmağa başlamıştı. Her kafadan bir ses:<br />
- Deli anam deli bu!<br />
- Doğru bacım, deli..<br />
- Beni yedi yıldır sılamda unutacak da..<br />
- Ben de hâlâ yolunu bekliyeceğim onu ha?</p>
<p>Sonra kafa kafaya, fısıl fısıl bir konuşma. Ah bu konuşma, ah bu konuşmalar&#8230; Evden içeri girerken, Dursunların Hacı&#8217;yı hâtırladı elinde olmıyarak. İnce, kapkara kaşları yıkıldı sinirli sinirli. Testiyi bıraktı kapının yanına, geçti pencerenin önünde dayandı duvara sağ omzuyla. Odada kimse yoktu, tek başınaydı ya, deminki karılar, kızlar, orta yaşlıların hayalleri doldurmuştu odayı. Alev saçan bakışlarıyla sanki topuna haykırdı:<br />
- Dursunların Hacı, Kara Hacı başınızda parçalansın. Atın yerine eşeği bağlamıyacağım işte, bağlamıyacağım!</p>
<p>Kara Hacı da neydi ki sırma bıyıklı Ali&#8217;sinin yanında? Değil yedi yıl, on yıl dönmese sılasına, onu gene unutamazdı işte!</p>
<p>Güz güneşi çoktaan devrilip gitmişti mor dağların ardına. Gece iniyordu köye ağır ağır. Loş oda farkına varılmaksızın kararıyor, derinleşiyordu. Derken bu yandaki kapkara dağların ardından bakır kızılı kocaman bir ayın tekeri gözüktü. Sonra ağır ağır yükseldi göklere, ufaldı, bakır kızılını yitirdi, pırıl pırıl yanmağa, saz örtülü dumanlarıyla kerpiç evleri süslemeğe başladı.</p>
<p>Canı ne yemek istiyordu, ne de su.</p>
<p>Gel desen gelmez miydim? Şu güzellerin doldurduğu elmastan kadehleri ben dolduramaz mıydım?</p>
<p>Ali bakıyordu, sadece bakıyordu.</p>
<p>Oysa hem ağlıyor, hem söylüyordu:<br />
- Ketenden yeleğini bile ben dikmedim miydi? Benim gibi bir öksüze dünyayı haram etmeğe nasıl kıydın? Yiğitliğine yakışır mıydı gurbette beklemek dayanacak özümün tükendiğini anlamadm mı?</p>
<p>Ali susuyor, boyuna susuyordu. Taştan ses çıkıyor, Ali&#8217;den çıkınıyordu. Sözlerinin ardını getirdi ağlıya ağlıya:<br />
- İnsafsız yedi yıl oldu sen gideli, diktiğin fidanlar meyvaya geldi tekmil. Birlikte gittiklerinizin tümü yedişer sefer geldiler sılalarına. Buraların güzelleri çoktur ama sana yaramaz. Durmadın sözünde Ali&#8217;m. Sözünde durmayana erkek demezler biliyor musun? Kavlimizde gidip de dönmemek varmıydı vefasız?</p>
<p>Fakat Ali hiç ses vermeden bakmış bakmış, sonra çekip giderken duman olmuştu âdeta. Bağırmıştı ardından, bağırmış, bağırmış&#8230; Fakat Ali&#8230;</p>
<p>Uyandı. Güneş bir mızrak boyu yükselmişti Kalktı yaslandığı yerden:<br />
- Hayırdır inşallah, dedi.</p>
<p>Kalktı usulcak, gitti kapıya, örttü, kalın tahta sürgüsünü itti. Ne olur ne olmazdı. Kara, kuru Hacı kötü dadanmıştı çünkü. Köy bakkalında kafayı çekip elinde saz, düşüyordu tek gözden ibaret evininin yakınlarına. Daha bir günden bir güne ne kapısına dayanıp böyle böyle demiş, ne de çeşmeye giderken, yahut da tarlanın yolunu tek başına tuttuğunda yolunu kesmişti. Kesmemiş, lâf da atmamıştı ama, köyün cadı karıları pek yakıştırmışlar onu Kara Hacı&#8217;ya! Yedi yıldır İstanbul&#8217;u mesken tutan vefasızını düşüne düşüne uykuya varıverdi. Dünya çoktan silinmiş, ay devrini tamamlayıp elini eteğini çekmişti dünyanın göklerinden.</p>
<p>Devrile kaldığı yerde mışıl mışıl uyuyordu.<br />
Uykusunda düş.<br />
Düşünde İstanbul gurbeti. Taşı toprağı altındandı İstanbul gurbetinin. Ali&#8217;sini aramağa gitmişti düşünde. Bulmuştu da. Güzellerin arasındaydı. Bir kıyıdan bakıyordu. Güzellerden biri dizine başını koyup uzanmıştı boylu boyunca. Bir başkası gümüş bir kupayla şarap veriyor, daha bir başkası da dudağından öpmeğe uzatıyordu dudaklarını.</p>
<p>O zaman, o zaman işte, gizlendiği kıyıdan çıkıvermişti. Ali şaşırmış, bırakıp güzellerini, koşmuştu yanına. Açmıştı ağzını Ali&#8217;sine, yummuştu gözünü:</p>
<p>- İstanbul&#8217;u mesken mi tuttun? Bu güzelleri gördün beni unuttun mu? Sılasına gelmeğe yemin mi ettin yoksa?</p>
<p>Yarim İstanbul&#8217;u mesken mi tuttun aman<br />
Gördün güzelleri ben unuttun aman<br />
Beni evinize köle mi tuttun aman</p>
<p>Gayri dayanacak özüm kalmadı aman<br />
Mektuba yazacak sözüm kalmadı aman</p>
<p>Yarim sen gideli yedi yil oldu aman<br />
Diktigin fidanlar meyveye döndü aman<br />
Seninle gidenler silaci oldu aman</p>
<p>Gayri dayanacak özüm kalmadı aman<br />
Mektuba yazacak sözüm kalmadı aman</p>
<p><a href="http://www.surgunfm.com/video/gulay-yarim-istanbulu-meskenmi-tuttun-video-izle420.html">Videosunu İzle</a></p>
<!-- An Arevico Plugin --><img src="http://www.surgunfm.com/?ak_action=api_record_view&id=43&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.surgunfm.com/yarim-istanbulu-mesken-mi-tuttun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayran Türküsü</title>
		<link>http://www.surgunfm.com/ayran-turkusu/</link>
		<comments>http://www.surgunfm.com/ayran-turkusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Aug 2011 17:41:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TurkuSen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkü Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[ayran]]></category>
		<category><![CDATA[ayran türküsü]]></category>
		<category><![CDATA[içem ayranı]]></category>
		<category><![CDATA[türküsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.surgunfm.com/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[Gurbet ellerinde eğlendim kaldım Güzel cemalini görünce durdum Gelin bu ayranı taze mi yaydın Hüdanın aşkına doldur ayranı Canım ayranı, güzel ayranı İyi hoş doldursun ayranı ya, sen kimsin? Köylük yerde bir genç kız her isteyene bir tas ayranı uzatırsa &#8230; <a href="http://www.surgunfm.com/ayran-turkusu/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gurbet ellerinde eğlendim kaldım<br />
Güzel cemalini görünce durdum<br />
Gelin bu ayranı taze mi yaydın<br />
Hüdanın aşkına doldur ayranı<br />
Canım ayranı, güzel ayranı</p>
<p>İyi hoş doldursun ayranı ya, sen kimsin? Köylük yerde bir genç kız her isteyene bir tas ayranı uzatırsa ne olur, adı nereye çıkar? Demezler mi; falancanın kızını gördüm, bir yabancıya tası doldurup ayran verdi. Aralarında bir şey var, elin yabancısına yoksa verir mi ayranı? Hem köyün geleneklerine de ters düşmez mi? Hem de genç bir kız! Yok canım, bu işin içinde bir iş var mutlaka.</p>
<p>Cemile güzelliği dillere destan bir kız, Aziz köyün yakışıklı gençlerinden. Eh göz görüp gönül de sevince, her şey tamam gerisi büyüklerin bileceği iş. Üç-beş emmi dayı; köyün muhtarı imamı, bir de Aziz’in babası varıp istemişler Cemile’yi. Kız evi nazevi derler, olacak o kadar naz. Araya bir kaç görüşme daha girer, sonunda iş tamam. İş tamam da daha askerliğini yapmamış Aziz. Bugün yarın derken, nişanlarının haftası askerlik çağrısı gelmiş. Aman yaman daha yeni nişanlandım hiç olmazsa bir iki ay geçsin dese kimse dinlemez. Günü gelince vurmuş sırtına çantasını, dost ahbap helâlleşmiş, varmış Cemile’nin yanına. “Üç yıl çabuk geçer bak. Büyük seli hatırla beş yıl oldu, dün olmuş gibi. Esat emmi öleli dört yıl oldu. Demem şu ki günler tez geçiyor; bir göz açıp kapayınca burdayım gönlünü ferah tut” demiş. Bekleyeceklerine söz verip ayrılmış Cemile ile Aziz. Kara trenin düdüğü ile ilk kez köyünden ayrılmış Aziz. Sık sık mektup yazmış köyüne, içindekileri dökmüş mektuplarına. Anasına babasına, dolaylı olarak da nişanlısına selamlarını, özlemlerini iletmiş.</p>
<p>Aziz askerdeyken, kötü bir haber yayılmış asker ocağına; “Uzakdoğu’da savaş patlamış, bizi de savaşa çağırıyorlarmış”. Kimi “Yok canım yalan söylüyorlar dünyanın bir ucundaki kavgadan bize ne” dese de, “Bizim sözümüz varmış, onlar savaşa girerse biz yardım edeceğiz, biz girersek onlar yardıma gelecekmiş. NATO mu, ne diyorlar işte onun için” diyormuş kimileri. . Derken Aziz’in kura günü gelip çatmış. Adı cepheye gidecekler arasındaymış. Bir yandan üzülür ölürse yaban ellerde ölecek, hem ne için savaştığını da bilmeyecek. “Yurduma düşman saldırmadı, arıma, namusuma dil uzatan olmadı peki bu savaştan bize ne” der “Acep oraların havası nasıl olur, kaç gün de gidilir” diye kendi kendine düşünür durur. Çok geçmeden de cephede bulur kendini. Gecesi gündüzü yok savaşın Aziz gününü ayını şaşırıyor, tek amacı ölmemek ve bir an önce Cemile’sine kavuşmak.</p>
<p>Demokrat Partinin “Altın çağı” denilen bu dönem 1947 de ki yabancı sermayeyi teşvik kanunu 1951 de sermaye bölüşümünü daha da kolaylaştırıcı doğrultuda yapılan değişiklik ve Kore savaşına bir tugay asker göndermesiydi. ABD’nin isteği ve NATO’ya üye olmak için Tuğgeneral Tahsin Yazıcı emrinde 5 bin asker Kore’ye gönderilmişti. Türkiye savaşı standart 5 bin kişiyle sürdüreceğine söz verdiği için eksilmeler oldukça asker göndermeye devam etmiş ve savaşın Türkiye’ye faturası 717 ölü 5247 yaralı 229 esir 167 kayıp olmuştu. Bu da ABD’den sonra en fazla kayıp veren ülkenin Türkiye olduğunun göstergesiydi.</p>
<p>Her taraftan ateş yağmakta tam bir cehennem misâli. Bu arada şarapnel parçalarından biri de gelip Aziz’i buluyor ki, hem de yapayalnız. Düştüğü yerde kalıyor. Aziz eli yüzü paramparça esir kampına götürülür. Canı kurtuluyor kurtulmasına ya Aziz eski Aziz değildir artık. Radyo bültenlerinde kayıp listeleri okunur, birliğine gelemeyenler arasında Aziz’in de adı vardır. Cemile vurulmuşa döner. Herkes birbirini avutmaya çalışsa da Aziz’in artık dönmeyeceğine çünkü onun öldüğüne inanırlar. Ama Cemile hiç ümidini kesmemiştir, “Aziz ölmedi, ölse künyesi bulunurdu” diye diye aradan yıllar geçer ve tek bir haber çıkmamıştır Aziz’den. Günlerden bir gün Cemile çeşme başında yayığı almış önüne ayran yapıyormuş. Başını kaldırdığında bir atlının yoldan sapıp çeşmeye doğru geldiğini görmüş. Cemile kafasını önüne eğip göz ucuyla da yabancıya bakmış. Yüzü gözü yara bere içinde olan yabancı Cemile’den bir tas ayran istemiş. Cemile de yabancıyı terslemiş, çünkü yabancı ayranı sözle değil türkü çağırarak istemiş. Cemile de ayran vermek istemediğini yine türkü ile yanıtlamış. Karşılıklı türkü düeti başlamış. Türkünün sonunda yabancının Aziz olduğunu anlamış Cemile. Anlıyor da ayran yayığını bir yana, bakracı bir yana atıp boynuna sarılmış Aziz’in. Yılların özlemini bir türküyle dillendirip, iki sevgilinin kavuştuğu bu türkünün sözlerine bakalım&#8230;</p>
<p>Ayran Türküsü</p>
<p>Aziz:<br />
Uzak yollardan da kıvrandım geldim<br />
Tatlı dillerine eğlendim kaldım<br />
Gelin bu ayranı tazemi yaydın<br />
Hüda’nın aşkına doldur ayranı<br />
Cemile:<br />
Uzak yolların vefası mısın<br />
Ak alnımın da sen cefası mısın<br />
Yaydığım ayranın kahyası mısın<br />
Anamdan habersiz vermem ayranı<br />
Aziz:<br />
Bunca yıldır gurbet elde dururum<br />
Çeker silahımı seni vururum<br />
Ya ayranı alırım ya da ölürüm<br />
Gel kız kerem eyle doldur ayranı<br />
Cemile:<br />
Ayranı atlarıma yüklerim<br />
Götürür de dağ başına dökerim<br />
Gurbet elde yârim vardır beklerim<br />
Ondan başkasına vermem ayranı<br />
Aziz:<br />
O nedir ki yer altında paslanmaz<br />
O nedir ki suya düşer ıslanmaz<br />
O nedir ki etin kessen seslenmez<br />
Ya bunun cevabın ya da ayranın<br />
Cemile:<br />
O altındır yer altında paslanmaz<br />
O güneştir su altında ıslanmaz<br />
O ölüdür etin kessen seslenmez<br />
Bilirim bunları vermem ayranı<br />
Aziz:<br />
Tepsiye koydum da binliği tozu<br />
Ortadan kaldırdık hele Aziz’i<br />
Bir kaşık ayranı ver hala kızı<br />
Hüda’ nın aşkına doldur ayranı<br />
Cemile:<br />
Tepsiye koydum binliği tozu<br />
Ortadan kaldırdım hele Aziz’i<br />
Sana feda ettim iki ala gözü<br />
Getir kabını da doldur ayranı</p>
<p><strong>Kaynak:<br />
</strong>Yaşar Özürküt<br />
Öyküleriyle Türküler 3<br />
İstanbul, 2002</p>
<p><a href="http://www.surgunfm.com/video/sevilay-genc-ayran-video-izle418.html">Videosunu İzle</a></p>
<!-- An Arevico Plugin --><img src="http://www.surgunfm.com/?ak_action=api_record_view&id=38&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.surgunfm.com/ayran-turkusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

